9 Mart 2019

MOMO CHALLENGE GERÇEK Mİ?

Bugün bilgi amaçlı hızlı bir yayın yazacağım, hatam olursa affola. 

Bir süredir tüm kanallardan "Momo Challenge" ismiyle başlatılan tehlikeli bir virüs hakkında uyarılar geliyor. Sanırım hepimiz bu konu hakkında haberdarız. Öyle ki, oğlumun okulundan bile bu konuda uyarı ve yapılması gerekenler adı altında bir kağıt verdiler.
Dolaşan videoda momo isimli bir virüs videoların veya oyunların içine yerleştirilmiş durumda ve orta yerde çıkarak, arkasında hipnoz edici bir görüntüyle çocuklara kesici aletler almalarını (bunları nerede bulacaklarını da belirterek), sonra bunlarla kendilerine zarar verici şeyler yapmaları gerektiğini, yapmazlarsa da tekrar geleceğini söylüyor (bilmeyenler için yazdım ama çok detaya girmek istemiyorum tüyler ürpertici). 

Böyle olunca bu konuyu biraz araştırmak gerekti. 

Kimdir bu MOMO? 

Momo ismiyle dolaşan bu yüz, aslında Japon sanatçı "Keisuke Aisawa (Aiso)" tarafından oluşturulan ve ismi "Mother Bird" olan bir heykel. Heykelin kendi yüzü de aynı şekilde ürkütücü olduğu için fotoğrafı mozaikleyerek paylaşacağım.  

Is Momo real?
Mother Bird - Keisuke Aisawa

Bildiğimiz adıyla momo, yani Mother Bird, korkunç yüzü sebebiyle bir çok kişi için korku öğelerinde malzeme olmuş. Bu durumun çok fazla çocuğu etkilemesi sebebiyle sanatçının kendisi de çok rahatsız olmuş. Sanatçı korkutucu figürler hazırlıyor ancak "amacım asla kimseye zarar vermek değil" diyormuş ve bu sebeple Momo'yu kendisi parçalayarak şöyle yazmış:

"Çocuklara garanti verebilirsiniz: Momo öldü, artık yok ve laneti de yok oldu!" 

Youtube da içeriğinde bu videoları barındırmadığını, politikalarına aykırı olduğunu belirtmiş.

Yani bahsedilen momo gerçek değil ve bu zararlı olan içeriğin yayılmasına sebep olan kişiler bizleriz. Zararlı olduğunu düşündüğümüz bu içeriğin temelini araştırmadan direkt paylaşım yoluna gittiğimiz için farkında olmadan asıl zararı biz vermiş oluyoruz...

Elden ele dolaşan bu video hala telefonunuzda veya bilgisayarınızda bir yerlerde kayıtlıysa lütfen silmeyi unutmayın. Çocuğunuz farkında olmadan erişmesin. 

Her ne kadar bahsedilen "Momo Challenge" doğrulanmayan bir şey olsa da; çocukların izlediği kontrolsüz videolardan ne kadar zarar gördükleri de bir gerçek! Bu sebeple eğer ellerinde teknolojik bir cihaz varsa mutlaka biz de takipte olmalıyız. 

Biliyorsunuz "Mavi Balina" oyunu bunun en yakın örneği; özellikle küçük yaş gruplarında oynadıkları oyunlar mutlaka kontrollü olmalı. Daha büyük yaştaki çocuklarla da iletişimimizi koparmamaya çalışmalıyız ki bizimle konuşabilsinler, içlerine kapanmasınlar ve bu tarz içeriklere kapılmasınlar.

Zaman değiştikçe tehlike çeşitlerimiz değişiyor...

Sevgi, saygı, samimiyet, masumluk ve vicdanın hiç bitmemesi dileğiyle... 
DEVAMINI OKU

1 Şubat 2019

DİZİ TAVSİYELERİ


Filmlerde olduğu gibi dizilerde de beynimi ısıtan dizileri seviyorum: ilginç, sürükleyici, düşündürücü, merak uyandırıcı, akıcı... 
Komedi tarzında ise yine ince esprili, laf cambazı :) Mr. Bean gibi komediler pek tarzım değil. 
Tavsiyelerim bu yönde olacak; akmayan, daraltan, 10 bölüm izlemeseniz özetten anında kaldığınız yerden devam edebileceğiniz diziler önermeyeceğim.

Bu dizileri izlerken hiçbir saniyesini kaçırmamalısınız!

Başlıyoruz:


BEYİN DOYURAN DİZİLER, Afiyetle...

---------------------------------------------------------------------------------

SHERLOCK (AMA BBC SHERLOCK)!

Yıllardır BİR NUMARAM olma özelliğini hiçbir zaman kaybetmedi!

Özellikle bu diziyi izlerken hiçbir saniyesini kaçırmamalısınız!

SHERLOCK
Kitaplardakinden farklı bir karakter ve günümüze uyarlanmış bir yansımadır bu. Bu diziden sonra kitaplarını okuyamaz oldum maalesef (çok kötü değil mi?).
Dizi ile ilgili çok daha detaylı bir yayınım şurada da mevcut: SHERLOCK yorumu 
Dizi olduğuna bakmayın, her sezon 3 bölüm, her bölüm 1,5 saat ve her biri kendi içinde tamamlanıyor. İzleyip de yarım bırakmış hissine kapılmazsınız. 

'Sherlock Holmes değil mi?'
'Evet ama bu Sherlock Holmes o Sherlock Holmes değil'

Ne desem boş, izlemelisiniz. 
Beyin doyuran bir dizi! 
Afiyetle...


----------------------------------------------------------------------------------

MR. ROBOT

MR ROBOT
Tahmin edeceğiniz gibi başrolde bir bilgisayar dehası var. Arka planda ise bize çok güzel mesajlar veriyorlar. 
Yine beyin ısıtanlardan 'vaay be' dedirtenlerden.. 1. sezon nasıl bitti anlamamıştık. Her bölüm farklı bir düşünceye sürüklüyor. Hele hele sonlara doğru 'hadi canım!!' İfadesi yüzünüze yapışıyor! Yine karakterler -başta hacker'ımız Elliot olmak üzere- harika seçilmiş (daya yeni ödül de aldı biliyorsunuz)! Hatta organikçizer'in bu karakter için bir çizim videosu var: Çizim Video

Bu tarz yapımları seviyorsanız çok benzer bir film daha var: "WHOAMI". Başlarken "Mr. Robot"un filmini yapmışlar demiştik ama bizi fena halde yanılttı, şaşırttı, çok beğendik, onu da şu yayınımda detaylı olarak anlattım: WHOAMI film yorumu


----------------------------------------------------------------------------------

FRINGE

FRINGE
Bu eskilerden tabii ki. 
FBI'da "Sınır Bilimler" bölümüne yansıyan olayları şaşkınlıkla inceliyoruz. Tabii ki sonrasında bu olaylar dönüyor dolaşıyor her yere bağlanıyor. 
Özellikle ilk 2 sezonu nasıl izledik, zaman nasıl geçti hatırlamıyorum. Biz genelde biriktirip izleriz ;) Her bölüm biter bitmez 'çabuk çabuk diğerine geç'le devam ettik (tabii ki çocuk öncesi, şimdi 'çabuk çabuk kapat yine kalktı' baş rolde ;))). 
3. sezon  ve sonrası da yine çok güzel fakat ilk 2 sezonun üstüne tanımam! 3'ten sonra hafif bir kopukluk, toparlayamama yaşamışlar ama o hali bile tadından yenmez... 
'Freeze! FBI!!!'

----------------------------------------------------------------------------------

BLACK MIRROR

BLACK MIRROR
Bu da 1 numaram Sherlock gibi 3 bölümlük dizilerden. Bunun farkı burada bölümler karakterler dahil her konuda bağımsız. Her bölüm ayrı bir hikaye ayrı bir keyif. 
Ana teması teknolojinin hayatımızda geldiği nokta ve nerelere gidebileceği. Hiç de uzak olmayan düşüncelerle (yani uçan arabalar yok, gayet mantıklı-uçan araba çok mu mantıksız demeyin sakın). 
Yine her bölüm sonrası derin bir düşünceye dalıyorsunuz. 
Bu noktaya geldik mi??
Evet, geldik...
İzlemelisiniz... En azından gerçek olduğunda daha kolay adapte olursunuz :))

Black Mirror son bölümünde kendini -ve film sektörünü- aştı ve "interaktif" bir bölüm yayımladı: "Black Mirror Bandersnatch". Bu bölümde karakterin yaptığı bazı seçimleri siz belirliyorsunuz ve seçimlerinize göre bölüm farklı yerlere gidiyor :) 

Sonrasında diğer tüm bölümleri de sırasıyla seçebiliyorsunuz (diğerinde ne vardı merak ederim diye üzülmeyin). 
Çok değişik bir bölüm olmuş tebrik ediyorum! Seçtiğiniz senaryolarda konu açısından soru işaretleri kalan yerler olsa da önceliği interaktifliğe vermişler ve bu konuda takdiri hakediyorlar. Biz de tebrik edelim! 

Bu dizi herkes tarafından izlenmeli. 

----------------------------------------------------------------------------------

CARNIVALE

CARNIVALE
Yasaklandığı için tadı damağınızda sorular beyninizde biten dizi!!! Nostaljik görünümlü, insanüstü dünyanın katıldığı çok ama çok ilginç ve soru işaretli dizi...
İlginç bir atmosferi, çok iyi seçilmiş karakterleri ve sizi sorulara sürükleyecek konusuyla devam etmese de izleyin derim. 
Yine olsa yine izlerim. 

----------------------------------------------------------------------------------

FLASHFORWARD

FLASHFORWARD
Yine yarım kalan dizilerden. Çok da heyecanlı bir yerinde sezon finali yapıp yeni sezonu çekmediler. Hala bir ümit bekliyorum. Yazık oldu!
Tüm dünya aynı anda nedenini bilmediği bir şekilde kısa bir süreliğine uykuya daldı ve gelecekteki bir sürede ne olduğunu gördü. 
Sonrasında yaşananlar, insanların gördükleri, göremedikleri, bu olayın sebebi...
Yarım kalması sinir bozucu ve çok merak uyandırıcı olsa da eğer bu tarz dizilerden hoşlanıyorsanız keyif verecek emin olun ;) 


----------------------------------------------------------------------------------

KOMEDİ:


BLACKBOOKS

BLACK BOOKS
Gelelim komedi kısmına :) Oldukça güldüren esprilerin uçuştuğu mükemmel bir nostaljik komedi. İngiliz dizisi olmasına rağmen çok sıcak! Gülmek garanti :) 
Bernard karakteri akıllara zarar :)
Bu Bernard'ın bir kitapçı dükkanı var, Bernard empati özürlü, insan sevmeyen, dağınık (!), hayattan bezmiş bir karakter. 
Bir gün dükkanında çalışmak için Bernard'ın tam zıttı olan bir karakter geliyor ve bu iki karaktere -yine şahsına münhasır ve komik- yan dükkanın sahibi hatun eşlik ediyor :) 
Her bölüm, her espri ayrı komik... Beğeneceğinize eminim.

----------------------------------------------------------------------------------

IT CROWD

IT CROWD
Bilgisayarcılar ;) Çilekeş insanlar. Bir şirketin bodrum katındaki IT bölümü. Ve başlarına getirilen bilgisayardan hiç anlamayan bir müdür hatun. 
Karakterler yine harika. Bu da yine bence eksik kalmış bir dizidir, devam etmeli! 
Yine gülmek garanti.

'Have u tried turning it off and on again?'


-------------------------------

Son birkaç yıldır izlediğimiz yeni diziler de var. 
Onlar için de ayrı bir yayın yapmayı düşünüyorum. Burada olmama sebepleri bu.
Bu yayın biraz daha nostaljik olarak burada dursun.

Sizin de benzer dizi tavsiyeleriniz varsa öğrenmek isterim?
DEVAMINI OKU

11 Ocak 2019

ÜRÜN İNCELEMESİ/AKTİVİTE ÖNERİSİ: DİKKAT VE HAFIZA SETİ (DHS)

Kontrol Yayıncılık

Bildiğiniz gibi oğlumla yaptığım aktiviteleri ve ürün incelemelerimi hem blogumda hem de sosyal medya hesaplarımda paylaşıyorum.

Annelik sonrası internet üzerinde en sık yapılan aramalardan biridir: "aktivite önerileri". Bu amaçla üretilen çok fazla kitap ve ürün var; bilinçli bir ebeveyn olduğunuzda bunları özenle seçmek istiyorsunuz. Yanlış yapılan seçimler sonrası çocuklar eğitici aktivitelerden ve eğitimden soğuyabiliyorlar. Bazı kitaplar ise tamamen tekrardan ve çok az sayfadan oluşuyor; dolayısıyla çocuğunuza sağladığı katkıyı sorguluyorsunuz. 
Bu sebeple anneler ve çocuklar tarafından yapılan incelemeler ve önerilerin çok önemli olduğu düşünüyorum.

Şimdiki çocukların bilgi ve teknoloji çağının çocukları olması sebebiyle de dikkat eksikliği ve dolayısıyla odaklanamama en önemli sorunlarımızdan biri. 


Biz bu amaçla, başrolde oğlumla birlikte "Dikkat ve Hafıza Seti"nin incelemesini yaptık, içindeki soru örneklerini de fotoğrafladık; hem bakıp değerlendirin, hem de biz nasıl sonuç almışız okuyun istedik.

"Cehalet diye bir şey yoktur, yalnızca dikkatsizlik ve ilgisizlik vardır."

Isaac Newton

Sevdiğim bu alıntı kitapların önsözünden...   

Bu da arka kapağı:
kontrol yayıncılık

Set, 128 sayfalık 2 kitaptan oluşuyor. Oğlum 4,5 yaşında, biz 5 yaş için olan seti kullandık (3 yaştan 10 yaşa kadar her yaş için ayrı set mevcut). Öncelikle aktivite kitabı gibi görünse de bu sadece bir aktivite kitabı değil, aynı zamanda bir eğitim seti. Kitabın ilk sayfasındaki uygulama önerilerini okumanız gerekiyor, onun için ilk sayfayı da buraya eklemek istiyorum:

Başlamak için sabırsızlanan oğlumu "dur oğlum, tamam başlayacağız, bir dakika okuyorum" diye sakinleştirdikten sonra :) "A" kitabının etkinliklerine, aynen söylendiği gibi sırayla başladık. Bizimki ilk başta pastel boya ile işaretlemek istedi, sonra farklı kalemlere geçti; bu konularda onu asla kısıtlamıyorum, dilediği kalem çeşidini kullanıyor. Zaten bazı soruları cevaplarken değişik renkler de kullanmanız gerekebiliyor.

Yaptıklarımızdan bazılarını size örnek olması açısından yüklüyorum.

Her gün belli sayıda etkinlik yapmamızı öneriyorlar ama durdurmak ne mümkün? Yaşadığımız diyalog şu şekilde:

"Oğlum bugünlük bu kadar yeter mi yarın devam edelim mi?"
"Hayır anne bak biz bunu hiç yapmadık!"
"Peki oğlum zaten yapmaya başladın bile?!?" :)

Bu hızla başladık kitaplara. Sonrasında da yerini öğrendiği için "kitap" diyerek istiyor ve tekrar birlikte başına oturuyoruz. Kutusundan çıkarıp almak ona ayrı bir keyif veriyor.
Değişik bir şeyler araştırıyorken sevdiği böyle faydalı bir set bulan ben de çok mutlu oldum tabi.

Set ile ilgili düşüncelerimi listelemek istiyorum:
➤ Baskısı çok kaliteli
 Kendi içinde farklı etkinlikler var: çok fazla sayfa olmasına rağmen kendisini tekrar etmiyor; zaten tam olarak da bunu iddia ediyorlar. 

 Diğer kitaplarda görmediğimiz değişik etkinliklerle karşılaştık (sıkılan oğlum için büyük mutluluk oldu). 
Artık ezbere yaptığı şeylerde bile ikinci bir işlem olduğu için dikkatini topluyor, zihnini meşgul ediyor. Kitabın başlarında, eşleştireceği bir şey gördüğünde hemen ezbere çizerek birleştiriyordu. Ancak bu kitaplarda durum farklı! Sorulara birden fazla anlam yüklemişler; örneğin, sadece eşleştirmiyor, eşleştirdiğiniz resmin kutucuğunda hangi sembol varsa eş olana da aynı sembolü çiziyorsunuz. Oğlum da sadece eşleştirmeyeceğini, değerlendirip farklı şeyler de yapacağını anlayınca dikkatini daha fazla vermeye başladı, bütün duyularını tek bir etkinlikle bile çalıştırabildi. 
O zaman setin amacını daha iyi kavradım. 

 Hem 2 kitap, hem çok sayfa, hem de çok çeşitli etkinlik içerdiği için tek bir set ile bir çok ihtiyacımızı karşılayabildik ve zamanı verimli bir şekilde değerlendirdik. 


 Okulda yaptıklarını bildiğim hafıza etkinliklerinden ‘önceki resimdeki top ne renkti?’ gibi soruları genelde bulamazdım; bu kitapta o da var. 
(Birkaç çalışma önce 5 farkı bulduğumuz resimde hangi yiyecek vardı?)

Dikkat eksikliğinin önüne geçebilmek için bu tarz soruları daha fazla sorarak ve bu tarz eğitici aktivitelerle de destekleyerek hafızasını geliştirip çevrelerine karşı daha dikkatli olmalarını sağlamalıyız. 

 Kitabın hepsini buraya eklemem mümkün değil tabii, içeriği çok çeşitli ancak ilk aklıma gelenler: hafıza soruları, çizgi çalışmaları, sıralamalar, fark bulmaca, eşleştirmeler içinde farklı kategorilerde genel bilgi soruları. 

(Görsele ait sembolleri işaretleyelim)

 Çalışması bittikten sonra oğlum kitaplarını yine kendi kutusunun içine koymayı çok seviyor :)

Bir anne olarak ‘şu da olsaymış’ dediğim bir şey olmadı. 
Kitaba hala devam ediyoruz, bitmesini çok istemiyorum açıkçası :) 

Diğer kitaplardaki sayfa sayısına göre oldukça fazla, set içinde 2 adet kitap var, her bir kitabın sayfa sayısı düşünüldüğünde bir kitaptan fazlası ediyor ve bahsettiğim gibi her bir etkinliği içinde daha fazla etkinlik barındırıyor. Sıkılmadan yapıp dikkatini fazlaca verdiğini görmek de cabası! Dolayısıyla fiyatının karşılığını fazlasıyla veriyor. 

Sizin de bizim gibi fayda göreceğinize ve eğitim hayatına katkı sağlayacağınıza eminim. Ama soruları sırayla çözmeyi unutmayın!  
Kontrol Yayıncılık

Ayrıca içerikleri hem kodlama sistemi ile destekli hem de BİLSEM sınavlarına uygun. İkisi de olmazsa olmaz...

Oğlum zaten okulunda da Kontrol Yayıncılık'ın setlerini çok severek yapıyordu. Eve ödev olarak da gönderdiklerinde çantasından keyifle çıkarıp tüm hafta sonu yapıyorduk. Bu ürün de bizden tam not aldı. 

Oğlumla tavsiye ediyoruz.

Ürünün genel özelliklerine ve katkılarına bakmak isterseniz sitesinden de inceleyebilirsiniz: 

Bol keyifli ve dikkatli aktiviteleriniz olsun :) 
DEVAMINI OKU

9 Ocak 2019

MİM MİRİ MİM: DÜRÜST MÜYÜZ?




Sevgili Ece Ablam, hepimizin Ece Ablası, bir mim yazısı yazmıştı görmüşsünüzdür. 

https://www.eceevren.com/2018/09/durust-muyuz-mim-yazs.html

Yazının başında beni oldukça buran bir paragraf vardı. Aşağıya o paragrafı aynen aktardıktan sonra sorulara ve kendi cevaplarıma geçiyorum. Sonra da Ece Ablama diyorum ki: SEN BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİSİN ABLACIĞIM! Sen olmazsan olmaz! OLMAZZZ! 
O yüzden bütün her şeyi bıraktım bu mimi cevapladım! :)

‘Geç olsa da, buralardan ayrılmayı düşündüğüm şu günlerde, samimiyetinizin derecesini öğrenmeye ihtiyacım var. Boşa mı kürek salladık? Boşuna mı tanıdık birbirimizi? Bazen estik, yağdık, gürledik ama her defasında durgunluk gecikmedi… Çeşitliydik, normaldi karşıt fikirler ama bazı şeyler de göze sokulurcasına yapıldı. Nihayetinde insandık. Bayağı üzüntülü günler yaşadık duygusallığımızla orantılı… Çok kişi ayrıldı, yenileri geldi. Bu trafiğe ayak uydurmak kolay değildi. İstek ve azim bu uğraşta da gerekliydi. Sorulara içten cevaplar vermenizi rica ediyorum. Benim için çok önemli bu… Mutlaka sizin için de öyledir.Sorulara geçiyorum’

1- Dürüstçe fikirlerinizi söyleyecek yapıya sahip misiniz? Bu mecrada da öyle miydiniz? Kırılmasın diye geçiştirdiğiniz yorumlar oldu mu? Bazı yorumlar vardır, karakterlerimizden tüyolar verirler. Ben bunlara çok dikkat ederim. 


Açıkçası herkese açık mecralarda tüm düşüncelerimizi olduğu gibi söylemeden önce düşünmek gerekiyor. Mümkün olduğunca süzgeçten geçirerek, empati yaparak ve kırmadan konuşmaya çalışıyorum. Belki bu soruya ‘düşüncelerimin aksini asla söylemem’ dersem daha doğru olur. 
Çünkü bazı durumlarda her şeyi olduğu gibi yazmak blogları tartışma ortamı haline getiriyor. Severek yazdığım, huzur bulduğum yerde böyle şeyler olsun istemiyorum, misafirlerimi alttan alabiliyorum. 

2- Blog tutmaktan sıkıldığınız oluyor mu? Zaman zaman çekilmeler hissediyor ve üzülüyorum. Hani, sevdiğin komşundan uzak kalmışsın gibi… Aynı coşkuyu yakalayamadığımız zamanlar da oluyor. O zaman açıkçası eski hareketliliği özlüyorum. Hele alıştığım bir arkadaşım “şak”diye ilgisini kesince, normal yaşamımdaki kadar üzülüyor, nedenini anlamaya çalışıyorum. Siz sadece soru kısmına odaklanın lütfen…

‘Sıkılma’ kelimesi benim yaşadığım durumu tam karşılamıyor. Yayınımı oluşturamamaktan şikayetçiyim maalesef. İstediğim zamanı oluşturamıyor ve üzülüyorum. Zamansızlığımdan öte yaşadığım çekilmeler ülke olarak yaşanılan zor zamanlardaydı... O zaman bloga girip 2 kelime bile yazasım gelmemişti! 

Aynı üzüntüyü de da yaşamıştım. Sevdiğim bloglara girip son yayın tarihini çok eskilerde görünce bir hüzün kaplıyor hep içimi. Kimse gitmesin istiyorum :(


3- Yazdıkça rahatlıyor musunuz? Yani yazmak sizin için bir ihtiyaç mı? 

Zaman zaman... Ama yazdıkça rahatladığım yazılarımın hepsi bu blogta değil. Blogum daha çok ortak paylaşımlar ve tavsiyeler üzerine


4-Geçiştirmek için yazdığınız oldu mu? Ya da bloğumu ihmal etmeyeyim diye demek daha sıcak bir ifade olur…

Geçiştirmek için yazdığım yazım olmadı. Sadece yayımlama süresini hızlandırdığım yazılarım oldu. Bazen de yayımlama öncesi ‘şurasına da şunu eklese miydim, şurayı da geliştirebilir miydim’ deyip deyip ‘zaten vakit bulamıyorum, bunu da beklersem 10 sene bitmez bu yazı’ deyip yayımladıklarım oluyor o sayılır mı ;D

5-Yorumların niteliklerinden memnun musunuz? Yapay olduklarını düşündükleriniz oluyor mu? Burada ferdi bloglarız, hep aynı yere yüklenip, abone gibi sürekli oraya yorum yapmanın altındaki sebep ne olabilir sizce? O kişi; elliye varan yorumlardan memnun olur mu ki?

Genel olarak yorumlarımdan çok memnunum! Yorumlarımın çoğu bizzat tanıdığım, sevdiğim, yayınımı da okuduğunu bildiğim kişi ve bloggerlardan (kendilerine bir kez daha teşekkür ederim iyi ki varsınız!!). Ama hangilerinden rahatsız oluyorsun derseniz, yayın hakkında hiçbir şey içermeden sadece ‘takip ettim bana da beklerim’ yazan yorumlar sanırım... Genel olarak bu yorumlara karşı bir negatifliğim var, ama bari en azından yorumun ön kısmına küçük de olsa yayına dair bir şey eklense!... 

6-Bir bloğu nesine göre değerlendirirsiniz? Tema ve blog düzenine mi, yazdıklarına mı? Ya da hepsi mi önemlidir?

Kişiyi yazdıklarına göre değerlendiririm. Blog hayatına ilk giren kişi blog düzenini vs bilmeyebilir.

Blogun kalitesi ise her şeyiyle değerlendirmeye giriyor ve zamanla kazanılıyor. 


7-Antipatik bulduğunuz bloglar var mı? Buna rağmen onlara da yorum yapar mısınız, eleştirel de olsa? Zira buna da ihtiyacımız var…

Özellikle antipatik bulduğum bloglar yok. Daha az hoşlandıklarım var. Bloglarda yayınlara özellikle negatif yorum yapmamaya özen gösteririm. Eleştiri yapmak istersem veya bir konuda uyarmak istersem veya bir şey hakkında bilgilendireceksem (şunu şöyle şu sekmeden yapabilirsin gibi) mutlaka özel bir yazışma kanalından yaparım. 

8-Aramızda olmaktan mutlu musunuz?

HER ZAMAN! Böyle olacağını bilmiyordum ama her zaman mutlu oldum, MUTLUYUM! 

9-Zaman zaman ters düştüklerimiz oldu. Bunu uzun sürdürür müsünüz? Yani büyük bir sorunmuş gibi mi algılarsınız? Ben en son tecrübelerimi bu ters düşmelere borçluyum şahsen. Payıma düşeni aldım. Artık dingin yaşımdayım. Çok etkilendiğimi söyleyemeyeceğim doğrusu..

Kindar ve fevri bir insan değilim. Yapılan ve yaşananlarla insanları değerlendiririm evet ama küslük vs gibi şeyleri sürdürmem, bu konularda olgun davranırım, ani parlamalar yaşamam, genel alanlara ise taşımam. Sonrasında ilişkimi ona göre devam ettiririm. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil. 
10-Blog tutmanın sizce yararları nedir?

Beni çok değişik bir dünya hakkında bilgi sahibi yaptı. 
Öncesinde blog sadece yazı yazılıp geçilen bir yerdi. Şu an sorduklarında ‘blogger dost’ların olduğu, özen göstermen gereken bir blogun olması gerektiği bir mecra ☺️ 
Bunu zaman zaman mimlerde dile getiriyorum. Sayenizde genel kültürüm çok arttı. Bana kattıklarınız çok fazla. 
Blogumu zaman zaman ihmal ediyor gibi gözüksem de vazgeçmiyorum merak etmeyin! 
Bir kere Blogger olduktan sonra geri dönüşü yok bence ;))

ECE ABLAM herkesin yapmasını istemiş! 

Buyrun hodri meydan! MİMLENDİNİZZZZZ! ❤️

DEVAMINI OKU
Blogger tarafından desteklenmektedir.