16 Ekim 2018

MİM MİRİ MİM: DÜRÜST MÜYÜZ?




Sevgili Ece Ablam, hepimizin Ece Ablası, bir mim yazısı yazmıştı görmüşsünüzdür. 

https://www.eceevren.com/2018/09/durust-muyuz-mim-yazs.html

Yazının başında beni oldukça buran bir paragraf vardı. Aşağıya o paragrafı aynen aktardıktan sonra sorulara ve kendi cevaplarıma geçiyorum. Sonra da Ece Ablama diyorum ki: SEN BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİSİN ABLACIĞIM! Sen olmazsan olmaz! OLMAZZZ! 
O yüzden bütün her şeyi bıraktım bu mimi cevapladım! :)

‘Geç olsa da, buralardan ayrılmayı düşündüğüm şu günlerde, samimiyetinizin derecesini öğrenmeye ihtiyacım var. Boşa mı kürek salladık? Boşuna mı tanıdık birbirimizi? Bazen estik, yağdık, gürledik ama her defasında durgunluk gecikmedi… Çeşitliydik, normaldi karşıt fikirler ama bazı şeyler de göze sokulurcasına yapıldı. Nihayetinde insandık. Bayağı üzüntülü günler yaşadık duygusallığımızla orantılı… Çok kişi ayrıldı, yenileri geldi. Bu trafiğe ayak uydurmak kolay değildi. İstek ve azim bu uğraşta da gerekliydi. Sorulara içten cevaplar vermenizi rica ediyorum. Benim için çok önemli bu… Mutlaka sizin için de öyledir.Sorulara geçiyorum’

1- Dürüstçe fikirlerinizi söyleyecek yapıya sahip misiniz? Bu mecrada da öyle miydiniz? Kırılmasın diye geçiştirdiğiniz yorumlar oldu mu? Bazı yorumlar vardır, karakterlerimizden tüyolar verirler. Ben bunlara çok dikkat ederim. 


Açıkçası herkese açık mecralarda tüm düşüncelerimizi olduğu gibi söylemeden önce düşünmek gerekiyor. Mümkün olduğunca süzgeçten geçirerek, empati yaparak ve kırmadan konuşmaya çalışıyorum. Belki bu soruya ‘düşüncelerimin aksini asla söylemem’ dersem daha doğru olur. 
Çünkü bazı durumlarda her şeyi olduğu gibi yazmak blogları tartışma ortamı haline getiriyor. Severek yazdığım, huzur bulduğum yerde böyle şeyler olsun istemiyorum, misafirlerimi alttan alabiliyorum. 

2- Blog tutmaktan sıkıldığınız oluyor mu? Zaman zaman çekilmeler hissediyor ve üzülüyorum. Hani, sevdiğin komşundan uzak kalmışsın gibi… Aynı coşkuyu yakalayamadığımız zamanlar da oluyor. O zaman açıkçası eski hareketliliği özlüyorum. Hele alıştığım bir arkadaşım “şak”diye ilgisini kesince, normal yaşamımdaki kadar üzülüyor, nedenini anlamaya çalışıyorum. Siz sadece soru kısmına odaklanın lütfen…

‘Sıkılma’ kelimesi benim yaşadığım durumu tam karşılamıyor. Yayınımı oluşturamamaktan şikayetçiyim maalesef. İstediğim zamanı oluşturamıyor ve üzülüyorum. Zamansızlığımdan öte yaşadığım çekilmeler ülke olarak yaşanılan zor zamanlardaydı... O zaman bloga girip 2 kelime bile yazasım gelmemişti! 

Aynı üzüntüyü de da yaşamıştım. Sevdiğim bloglara girip son yayın tarihini çok eskilerde görünce bir hüzün kaplıyor hep içimi. Kimse gitmesin istiyorum :(


3- Yazdıkça rahatlıyor musunuz? Yani yazmak sizin için bir ihtiyaç mı? 

Zaman zaman... Ama yazdıkça rahatladığım yazılarımın hepsi bu blogta değil. Blogum daha çok ortak paylaşımlar ve tavsiyeler üzerine


4-Geçiştirmek için yazdığınız oldu mu? Ya da bloğumu ihmal etmeyeyim diye demek daha sıcak bir ifade olur…

Geçiştirmek için yazdığım yazım olmadı. Sadece yayımlama süresini hızlandırdığım yazılarım oldu. Bazen de yayımlama öncesi ‘şurasına da şunu eklese miydim, şurayı da geliştirebilir miydim’ deyip deyip ‘zaten vakit bulamıyorum, bunu da beklersem 10 sene bitmez bu yazı’ deyip yayımladıklarım oluyor o sayılır mı ;D

5-Yorumların niteliklerinden memnun musunuz? Yapay olduklarını düşündükleriniz oluyor mu? Burada ferdi bloglarız, hep aynı yere yüklenip, abone gibi sürekli oraya yorum yapmanın altındaki sebep ne olabilir sizce? O kişi; elliye varan yorumlardan memnun olur mu ki?

Genel olarak yorumlarımdan çok memnunum! Yorumlarımın çoğu bizzat tanıdığım, sevdiğim, yayınımı da okuduğunu bildiğim kişi ve bloggerlardan (kendilerine bir kez daha teşekkür ederim iyi ki varsınız!!). Ama hangilerinden rahatsız oluyorsun derseniz, yayın hakkında hiçbir şey içermeden sadece ‘takip ettim bana da beklerim’ yazan yorumlar sanırım... Genel olarak bu yorumlara karşı bir negatifliğim var, ama bari en azından yorumun ön kısmına küçük de olsa yayına dair bir şey eklense!... 

6-Bir bloğu nesine göre değerlendirirsiniz? Tema ve blog düzenine mi, yazdıklarına mı? Ya da hepsi mi önemlidir?

Kişiyi yazdıklarına göre değerlendiririm. Blog hayatına ilk giren kişi blog düzenini vs bilmeyebilir.

Blogun kalitesi ise her şeyiyle değerlendirmeye giriyor ve zamanla kazanılıyor. 


7-Antipatik bulduğunuz bloglar var mı? Buna rağmen onlara da yorum yapar mısınız, eleştirel de olsa? Zira buna da ihtiyacımız var…

Özellikle antipatik bulduğum bloglar yok. Daha az hoşlandıklarım var. Bloglarda yayınlara özellikle negatif yorum yapmamaya özen gösteririm. Eleştiri yapmak istersem veya bir konuda uyarmak istersem veya bir şey hakkında bilgilendireceksem (şunu şöyle şu sekmeden yapabilirsin gibi) mutlaka özel bir yazışma kanalından yaparım. 

8-Aramızda olmaktan mutlu musunuz?

HER ZAMAN! Böyle olacağını bilmiyordum ama her zaman mutlu oldum, MUTLUYUM! 

9-Zaman zaman ters düştüklerimiz oldu. Bunu uzun sürdürür müsünüz? Yani büyük bir sorunmuş gibi mi algılarsınız? Ben en son tecrübelerimi bu ters düşmelere borçluyum şahsen. Payıma düşeni aldım. Artık dingin yaşımdayım. Çok etkilendiğimi söyleyemeyeceğim doğrusu..

Kindar ve fevri bir insan değilim. Yapılan ve yaşananlarla insanları değerlendiririm evet ama küslük vs gibi şeyleri sürdürmem, bu konularda olgun davranırım, ani parlamalar yaşamam, genel alanlara ise taşımam. Sonrasında ilişkimi ona göre devam ettiririm. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil. 
10-Blog tutmanın sizce yararları nedir?

Beni çok değişik bir dünya hakkında bilgi sahibi yaptı. 
Öncesinde blog sadece yazı yazılıp geçilen bir yerdi. Şu an sorduklarında ‘blogger dost’ların olduğu, özen göstermen gereken bir blogun olması gerektiği bir mecra ☺️ 
Bunu zaman zaman mimlerde dile getiriyorum. Sayenizde genel kültürüm çok arttı. Bana kattıklarınız çok fazla. 
Blogumu zaman zaman ihmal ediyor gibi gözüksem de vazgeçmiyorum merak etmeyin! 
Bir kere Blogger olduktan sonra geri dönüşü yok bence ;))

ECE ABLAM herkesin yapmasını istemiş! 

Buyrun hodri meydan! MİMLENDİNİZZZZZ! ❤️

DEVAMINI OKU

22 Ocak 2018

KİTAP YORUMU: ONLAR (ADAM BLAKE, CAN)


İsmini ve kapağını görüp, arka yüzünü okuyup oldukça ilgimi çektiği için aldığım, aldıktan yıllar sonra okuyabildiğim ama beğendiğim bir kitap oldu "ONLAR". 

Çok bilinen bir kitap olmadığı için özellikle yazıp tavsiye etmek istiyorum. Kitap arayışında olanlar için bir nimet. 
Öncelikle klasik bilgilerini aktaralım. 
"Sır" yalnızca onlara verildi.

Ademoğlu asla bilmeyecek...
ARKA KAPAK YAZISI:




Kitap son sayfasına kadar sizi kendine bağlıyor ve okutuyor. Son sayfasına kadar da merak duygunuzu ayakta tutuyor. Sonunda oldukça şaşırdığımı itiraf etmeliyim; beklemiyordum. 

Bölümler üç farklı açıdan dönerken sonlara doğru birleşiyor. Ama bu farklı açılar sizi rahatsız etmiyor aksine merak uyandırıyor çünkü olaylar ortak. Sonlara doğru muhteşem bir yumuşaklıkla bu insanlar birbirine bağlanıyor:

 İşine sonuna kadar bağlı olan başarılı bir kadın dedektif,

❓ Karısı ve çocukları birden ortadan kaybolan ve kaybolmalarının üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen onları aramaktan asla vazgeçmeyen bir adam,

❓ Kendilerine büyük bir "sır" verilen ve kim olduklarını bilmediğimiz bir grup...

Sırf bu başlıklar bile beni kitaba çekmeye yetmişti. Şu an siz de merak ediyorsanız okumuş birinden tavsiyedir: OKUYUN :)

Ben her sayfasından keyif aldım. Başarılı bir kitap, başarılı bir anlatım. 


Hem de ilginç bir bilgi var kitapla ilgili: 
Yazarın gerçek ismi Adam Blake değil, takma isim kullanıyor ve X-men ve Fantastik Four gibi kült çizgi romanların baş yazarı!!!

Kitap hala sizi çekmedi mi :) 


Pek gün yüzüne çıkmamış bir kitabı sizlere tanıtmak benden, keyifle ve merakla okumak sizden.

Kitap kokunuz bol olsun!


Şimdiye kadar paylaşabildiğim diğer kitap yorumları:
Psikiyatrist-Wulf Dorn
DEVAMINI OKU

3 Ocak 2018

BEBEK ve ÇOCUK AKTİVİTE: DUYU ORGANLARI (YÜZ YAPIŞTIRMA) (+18 AY)

montessori

El göz koordinasyonu, ince motor kaba motor becerileri vs. gibi ifadeleri ne kadar çok duyuyoruz değil mi? Merak etmeyin bu tarz şeyleri yazmayacağım bu sefer. 
Bunun yerine "eğlenceli ve öğretici bir etkinlik"ten bahsedeceğim, hem sizin, hem de onun için :) 

Bu etkinlik sayesinde hem yüzümüzdeki duyu organlarını tanıyacağız, hem bir şeyler yapıştıracağız, hem yaratıcılığımızı güçlendireceğiz, hem de çok eğleneceğiz (her zamanki amacımız).

MALZEMELER:
📃 Kağıt
✏ Kalem
✂ Makas
✏ Çift taraflı bir yapıştırıcı (Ben çift taraflı beyaz hamur yapıştırıcılardan kullandım çünkü rahat çıkıyor ve tekrar kullanabiliyorsunuz. Ancak sizde yoksa klasik bant da kullanabilirsiniz). 

YAPILIŞI:
📎 Bir kağıda keskin hatlarla istediğiniz şekilde değişik değişik (ancak iri olacak şekilde) 
Göz, Burun, Dudak, Kulak, Saç, İsterseniz yanak (yuvarlak) çizin (yaşı uygunsa kendi çizebilir).

📎 Bunları kesin (yaşı uygunsa kendi kesebilir).

📎 Arkalarına çift taraflı yapıştırıcıları yapıştırıp aynı organları belli bir yere yapıştırın.

📎 Boş bir kağıda -yüz oluşturması için- bir daire çizin. 

📎 Şimdi miniğinizden o daireyi yüz olarak düşünmesini isteyip yüzdeki organlardan istediğini seçip yapıştırmasını söyleyin.  



📎 Ortaya çıkan ilginç yüzlerle eğlenin :) 


📎 Biz çok eğlendik. Tekrar tekrar farklı yüzler yaptık. 



📎 Normal bant kullandıysanız bandı ve çizdiğiniz yüzü yenilemenizde fayda var. 

Bizimki bir süre sonra bütün gözleri dudakları aynı yüze yapıştırmaya başladı ama onda da çok eğlendik!

Size kolay bir aktivite, eğlenceniz daim olsun! 

Diğer aktivite önerilerinden:
DEVAMINI OKU

11 Aralık 2017

EV YAPIMI SİRKE TARİFİ

Şekersiz Elma Sirkesi

Doğal meyvelerimden meyve suyu (komposto) ve meyve püresi konservesi yapıyordum. Yumuşamaya başlayan bir adet elma vardı, ona bakıp denemeye karar verdiğim bir iş oldu "sirke"! Yani bir elma bile yetiyor sirke yapmanıza! Yarım litre kadar çıkıyor. Zaten çok fazla tüketemiyoruz bize yeter. Siz de salatalarınıza azar azar kullananlardansanız size de yetecektir. Nasıl olsa yapılışında hiçbir zorluk yok. Tutarsa ne ala, tutmazsa başka bir meyve şenliğinde tekrar denerim diye düşündüm. 

Tarif için İbrahim Saraçoğlu'nun tarifinden yola çıktım, biraz uyarladım, elbette şekersiz. Gelelim neler kullandığıma ve nasıl yaptığıma. 

ŞEKERSİZ EV YAPIMI SİRKE TARİFİ
MALZEMELER:
+ Elma (veya istediğiniz başka bir meyve): 1 adet (kabukları bile oluyor)
+ İçme Suyu: Yaklaşık yarım litre
+ Bal: Yarım yemek kaşığı 
+ Kaya Tuzu: 1 çay kaşığı
+ İsteğe bağlı nohut: Sirke karışımını hazırladıktan 2 hafta sonra: 3-4 adet

YAPILIŞI:
🍎 Elmaları kabuklarıyla birlikte güzelce yıkıyoruz. 
🍏 Ortadaki çekirdekli kısmı ve sapını ayıklayıp diğer kısımları dilimleyip sirke yapacağımız kavanoza yerleştiriyoruz (ben elma dilimleyici kullanıyorum çok pratik oluyor). 
🍎 Ayrı bir kapta bir miktar su içinde diğer malzemeleri karıştırıp elmaların üzerine döküyoruz. 
🍏 Kalan suyu tamamlıyoruz (elmaların üzerini geçecek kadar olacak). 
Kavanozun ağzını tülbent ile örtüyoruz. Bu sayede hava almış oluyor, ama aynı zamanda meyve sineklerinden ve böceklerden de korunuyor. Ben tülbentin ağız kısmını lastik ile sağlamlaştırdım. 


🍎 Hazırlık kısmı tamam. Şimdi kavanozu karanlık bir yerde bekletiyoruz. Ben bu iş için kapalı küçük balkondaki bir dolabı tercih ettim. Balkon tercih etme sebebim; ilk denemem olduğu için, olur da meyve sineği gelirse evin içine sokmak istememem. Neyse ki böyle bir sorunla karşılaşmadım ama yine de balkon tercih etmekte fayda var ;)

Sonrasında unutmamak için aşağıdaki gibi bir çizelge oluşturdum. 
Çünkü:
👉 ilk hafta her gün
👉 sonra 2 ay dolana kadar haftada bir 
karıştırmanız gerekecek. 
(Tabii annelik ve hastalıklar sebebiyle arada unuttuğum veya geciktirdiğim karıştırma zamanları oldu...)  

🍏 2 hafta sonra tülbentin kenarından sirkenin içine nohutları attım. Bu sirke yapımını (fermantasyon) hızlandırıp sirke kalitenizi artırıyormuş. Zaten yavaş yavaş sirke kokusunu almaya başlıyorsunuz. 

2 ayın sonunda aşağıdaki şekilde bir görüntü oluştu:


🍎 Oluşan sirkeyi tülbentten cam bir şişeye süzdüm. 


Geldik en zor kısmına: Sirke olmuş mu kontrol etmek! Bunun tek kontrolü tadına bakmak :) 
Tabii ki ben tek başıma bu kontrolü yapamadım. Annemlerden rica ettim. Annem ve anneannem tadına baktılar ve "inanılmaz" olduğunu söylediler. "Yoğun ve kaliteli", söyledikleri ifade buydu. 
Anladığım kadarıyla normal sirkelerden çok daha az miktarlarda aynı lezzeti yakalamak mümkün olabilecek. 

👉 DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER:
🔻 Kullandığımız meyveleri doğal seçmeliyiz. 
🔻 Meyvelerde fermantasyonu etkileyecek başka bir organizma veya ilaç bulunmamalı. Etrafında kararma, çürük vs varsa bunları alabilirsiniz ama küflenmiş ve bozulmuş olmasın. 
🔻 Sirke hazırlarken temiz çalışmamız gerekiyor. Ortama başka organizma sokmamalıyız. 
🔻 Kavanozun ağzını hava almayacak şekilde kapatırsanız reaksiyon sonucu açığa çıkan hava dışarı çıkamaz ve reaksiyon gerçekleşemez. Tamamen açık bırakırsanız da içeri her şey dolabilir. Bu yüzden tülbent tarzı sık kumaşlar örtmek için çok uygun. 
🔻 Benim kavanozum tam dolu olmadığından ağzını kapatmadan karıştırabildim. Sizin kavanozunuz tam doluysa, karıştırma öncelerinde ağzını kapatıp karıştırıp sonra tekrar açabilirsiniz. 


🔻 İstiyorsanız sirkenizi daha uzun süre işleme tabi tutabilirsiniz. Ortalama süreniz 2 ay olmalı. Uzatmak sizin elinizde. 15-20 günde de olacağını söylüyorlar. Zevk sizin :) 

🔻 Her meyveden sirke yapılabiliyor. Ancak her meyvenin sirkesi gıda olarak tüketilmiyor. 

🔻 Ben aynı zamanda ayva kabuklarından da sirke yaptım. O sirkem de başarılı oldu. Onun tüketildiğinden emin olamadığımdan ayırdım. Sebzeleri suda bekletmek için kullanmayı düşünüyorum :) 
Ya da temizlik için (nasıl kıyacağım bilmiyorum ama).

Artık bir elmayla bile sirke yapabileceğimi biliyorum. Zaten meyve sebzeleri ziyan eden bir insan değilim. Seçeneklerim arasına sirke de eklemiş oldum. 

Denemeniz için hiçbir engel yok 😊

Kolay gelsin!

Yaparsanız yorumlarınızı dört gözle bekliyorum.

Diğer şekersiz meyve tariflerimden:
Şekersiz meyve püresi (ve konservesi)
Şekersiz meyve suyu (ve kompostosu)
DEVAMINI OKU

4 Aralık 2017

BEBEK VE ÇOCUK AKTİVİTE: PAMUKTA BİTKİ (+24 AY)

Nostaljik etkinlikleri seviyorum. Oğlumla yine bir gün kitap okuyup bitkiler üzerine konuşurken dedim ki 'neden o da bitkilerin de canlı olduğunu, nasıl yetiştiğini kendi gözleriyle görmesin?'. Artık bunu anlayabilecek yaşta. Evde maalesef bir balkonumuz ve şirin bir bahçemiz yok, bu sebeple her zaman geçerli olan en temiz uygulamaya yöneldik: pamuğa bitki ekmek. İster misin diye sormamla birlikte sevinç çığlığı attı. Tabii ki ister :) 
Malzemeler oldukça basit, hepimizin evinde olan şeyler. Yapması da oldukça basit ve keyifli. Her gün belli miktarda sulaması ve beklemesi ona hem sorumluluk veriyor hem de sabırlı olmayı öğretiyor. Daha önce de çim adam alıp her gün sabırla sulamıştık, onu da çok sevmişti. 
Filizlenmeye başladığındaki mutluluğu ise tarif edilemez. 
Bu kadar basit bir etkinliği yapmamıza engel hiçbir şey yok :) Aslında hazırlığa bile gerek yok...

Hadi başlayalım!

MALZEMELER:
🍥 Boş bir kap
🍥 Pamuk
🍥 Bakliyat: Fasulye, Nohut, Mercimek vs. (Evde ne varsa)
🍥 Su

YAPILIŞI:
👉 Kabın altına bir sıra pamuk yerleştiriyoruz. 

👉 Üzerine dikmek istediğimiz bakliyatları diziyoruz. Biz üç çeşit diktiğimizden hafif bir çizgi çektim ve üçünü sırayla yerleştirdi. 




👉 Üzerini tekrar pamukla kapatıyoruz. 


👉 Güzelce suluyoruz. 

Ben bunun için suluk kaplarını kullandım. Dökülmeyi önleyen alt plastik parçasını çıkarınca çok güzel bir sulama aparatı oldu size de tavsiye ederim :) Ayrıca bir sulama kabı almanıza gerek yok. 

👉 Güneş gören ve soğuk olmayan bir yere bırakıp kurumasına izin vermeden sulamaya devam ediyoruz. Tabii ki sulamayı o yapıyor. 

👉 10 gün içinde filizlenmeye başladı bile! 

Neden hep fasulye ekildiğini de anlamış olduk: en hızlı büyüyen fasulye oldu, sonra nohut :)

👉 Filizlendikten sonra eğer pamuğu delemezse bir delik açarak yardımcı olursanız pamuktan rahatça çıkacaklardır. 

Sonrasında onunla bu güzelliği izleyip başarısından mutlu olmak size kalıyor :) 

İsterseniz saksıya ekerek devam edebilirsiniz. 

Mahsulleri topladıktan sonra da afiyetle yiyebilirsiniz. 

Bol eğlenceler 😊

--------

Diğer aktivite önerilerinden:
 🎯 Sebzeler
DEVAMINI OKU

30 Kasım 2017

VELİLER, ÖĞRENCİLER VE ÖĞRETMENLER İÇİN...

Unutmayın! “Sadece sıralama odaklı başarı değerlendirmesi” ve “başkaları ile mukayese” gibi velilerimizin farkında olmadan yaptıkları davranışlar öğrencilerimizin üzerlerinde çok fazla baskı ve stres oluşturabilmekte, aşırı hırs ve olası başka olumsuz davranışların gelişmesine zemin hazırlayabilmektedir.

Yukarıdaki cümle Okulistik.com sitesinin Manifesto bağlantısından aldığım en beğendiğim cümlelerden. Size tavsiyem tamamını okumanız. Ne kadar her şeyin farkında olduğumuzu zannetsek de bazen kendimizi çok kaptırıp asıl hedeften uzaklaşıp amacımızın çok aksi yönünde ilerleyebiliyoruz. 
Kabul etmeliyiz ki artık "bilinçli anne-baba" dönemi geldi ve devam ediyor. Artık çocuklarımızın her anında her şeyi araştırıp en iyisini bulmaya çalışıyoruz. Okul süreci de bunun en önemli parçası. Biz okulun ve okumanın öneminin ne kadar farkındaysak onlar için bu süreç o kadar "soru işareti". Bu sebeple ne öğretmek istiyorsak keyifle, oyunla, görselle, videoyla, kısacası sıradanlıktan ve ezberden uzak bir şekilde öğretmeye çalışıyoruz. Bu konuda yardım almamız kaçınılmaz. Şimdiki değişen müfredat ve sınav sistemi ise bizi çok aşıyor ✋  

Okula giden çocuğunuz varsa, okula siz gidiyorsanız veya öğretmenseniz ve eğer Okulistik ile -ve sevimli kitap kurdu Taptap ile- daha önce tanışmadıysanız bence tanışın :)
Ben birkaç gündür sitelerini didik didik ettim. 

İsmi çok ilginç değil mi? 
Nedir Okulistik? 
En basit anlatımıyla internet üzerinden erişilen bir eğitim ve öğrenme platformu. 

"2014-2015 öğretim yılında Okulistik Değerlendirme Sınavlarına katılan 3 milyon öğrenci arasında yapılan araştırmaya göre Okulistik İçerik Üyesi öğrencilerin %51 daha başarılı olduğu görülmüş."

Teorik bilgiden uzaklaşıp biraz site detayına girmek gerekirse:

Okulistik 3 ayrı kullanıcı grubu için ayrı içerikler sunuyor:

👱👧 Öğrenciler 
👨👩Öğretmenler 
👪 Veliler

Öğrenciler kısmı çok daha geniş olduğu için benim en ilgimi çeken “veliler” başlığı ile başlayayım. 

Eğer çocuğunuz bir Okulistik öğrenci üyesi ise, siz de bir “Okulistik Veli” üyesi olabiliyorsunuz! Artık dışlanmaya son 😊 Veli olarak üye olduktan sonra çocuğunuzun üyeliğine ait katılım ve başarım durumunu takip edip değerlendirebiliyorsunuz. 

Konuları daha iyi öğrenebilecekleri interaktif konu anlatımları, öğretmen videoları, etkinlikler, soru çözümleri, konu testleri, hazırlık ve online değerlendirme sınavları, elektronik kitaplar ve daha birçok içerik var..

RAHATÇA ŞU TALEPLERDE BULUNABİLİYORSUNUZ:

🙌 Dersi bir de özel öğretmenim anlatsın!
🙌 Bir konuyla ilgili etkinlik yapmak istiyorum!
🙌 Sınavlardaki soruların nasıl çözüldüğünü videolu olarak görmek istiyorum!
🙌 Bir konuyu ne kadar öğrendiğimi bilmek istiyorum!
🙌 Genel değerlendirme sınavlarına katılıp Türkiye geneli, il geneli, okul geneli ve şube geneline göre durumumu görmek istiyorum!
🙌 Yardımcı kitaplara ihtiyacım var!

Hepsini ayrı ayrı inceledim ve özellikle yüksek çözünürlüklü, renkli, eğlenceli-öğretici videolarına bayıldım. Aradığınız her soru için bir cevap buluyorsunuz ve bu cevaplar çok renkli ve eğlenceli oluyor 😊 

Örneğin ilkokula yeni başlayan bir çocuğunuz varsa ilk aklınıza gelen “okula uyum sağlayıp sağlayamayacağı”dır. Bunun için de çok şirin bir videoları var. Bu kırmızı karakteri de (Paspas) çok sevdim. Videoların görüntü kalitelerini çok seveceksiniz (sitenin orijinalinden videoyu izleyebilirsiniz). Yaşayacağı uyum sürecini en rahat şekilde atlatması için yardımcı materyaller içeriyor. 


Bunun dışında:
Okuma-yazma eğitimleri


Interaktif konu anlatımları,
Etkinlikler,
Konu testleri,
Ödevler 

Ile öğrenme sürecini pekiştiriyor. 

Sitede gezip bu güzel videoları izlemeniz için üye olma zorunluluğunuz yok. 


Eğer okula giden çocuğunuz da varsa sınıfına uygun olan sekmeden videoları izletip fikrini alabilirsiniz. Keyifli vakit geçireceğinize eminim. 

Biz Taptap'ı şimdiden çok sevdik 💓

Yeni değişen sınav sistemi için de hazırlarmış ve yukarıdaki bağlantıdan adresinizi ve istediğiniz okulu seçerek deneme sınavına katılım talebinde bulunabiliyorsunuz.

İyi eğlenceler, bol öğrenmeler, beraberinde tatlı başarılar!
DEVAMINI OKU

14 Kasım 2017

BEBEK VE ÇOCUKLARIN UYKU KALİTESİNDE YATAĞIN ÖNEMİ


Uykusuz bebek büyütmenin zorluğunu ancak uykusuz bebek büyüten anne babalar bilir. Hele ki bu uykusuz bebek, çocukluk dönemine de "uykusuz çocuk" olarak devam ediyorsa... 

Uyku, yetişkin bir insan için bile vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Vücudun her şey için uykuya ihtiyacı vardır. Elektronik bir eşya için "şarj" ne demekse, vücut için de "uyku" odur. Uyku kaliteniz ne kadar düşükse yaşam kaliteniz de o derece hasar görecektir. Evet, yaşadım ve biliyorum maalesef. Bu sebeple tüm yeni anne-baba adaylarına öncelikle "sağlıklı" sonra "uyuyan" bir bebek dilerim :) 

Onun uykuya dalabilmesi, uyurken rahat ve huzurlu olması, bu sayede uyku süresinin uzaması çok önemli. Uyku ile ilgili söylenecekler asla bitmez ve bu tavsiyelerin çocuk ile ilgili olanlarını maalesef genelleyemezsiniz. Biz bu tavsiyelerin hepsini tek tek çürüterek bu yaşa geldik: "her çocuk aynı değildir". 
Uyku konusunda yazmak için çok gidip geldim. Çok yazıp sildim. Bu konuda en dertli annelerden biriyim. Fakat "uyku" konusu, yazmak için çok uzun, zor ve hassas bir konu. Bu sebeple her annenin ortak derdi olan, uyku sorunu sebebiyle benim daha da hassas olduğum, "rahat yatak bulmak" konusunda kendi tavsiyemi paylaşacağım.  

Pamuk, oğlum ile ilgili konularda benim hep birinci tercihim olmuştur: Kıyafet, eşya, oyuncak, yatak... Hem geleneksel olması, hem doğallığı, hem hava geçirgenliği sebebiyle terletmemesi, hem terlediği durumlarda terini emmesi, hem yumuşaklığı sebebiyle... Yatağını seçerken de yine pamuk olmazsa olmazımdı. 

Kendim de -oğlumdan bağımsız- uyku bozukluğu yaşayan biri olarak seçilen yatağın uyku kalitesindeki önemini bizzat deneyimledim. Rahat etmediğiniz, sağlıksız bir yatakta uyanmak gün boyu ağrılı, yorgun, sinirli olmanıza yol açıyor. Bunu bildiğimden oğlumun yatağını seçerken çok araştırma yaptım. Bebek beşiğinden başlayarak şimdiki yattığı yatağa kadar hep ince eleyip sık dokudum. 
Benim araştırmalarım Yatsan bebek yatağı ile sonuçlandı. Hem pamuk olması, ama aynı zamanda da çift taraflı kullanımla yün tarafının da seçilebilmesiyle yaz-kış geçişlerinde kolaylık sağlaması, Bonbon'da yıkanabilir kılıf olması (😉) fazla düşünceye yer bırakmadı (Bonbon ismi çok şirin değil mi?). Ama üzülmeyin, yıkanabilir kılıf olmayan model olsa da alezleri mevcut 🙂 Siz de isterseniz yukarudaki bağlantıdan yataklara göz atabilirsiniz. Farklı ebatlar var merak etmeyin, sayfaya ilk girdiğinizde bütün yataklar tek ebatmış gibi gözüküyor (ben öyle sanmış ve üzülmüştüm) ama ürün detayında istediğiniz ebatı seçebiliyorsunuz (bu benim için önemli, özellikle büyüyen yataklarda iki boya birden ihtiyaç oluyor çünkü).
İnternetten sipariş ettiğinizde 24 saat içinde kargoya teslim edilip kapınıza geliyor.        

Oğlum kendi kendine uyumaya başlasa da ilk yatışında ben de bir süre onun yanında uzanıyorum. O yüzden yatak kalitesini bizzat kendim de onaylayabilirim. Gerçi sırf bu yüzden yanında uyuyakalıp sonra yatağıma gitmek sorun olduğundan bu benim için bir şikayet konusu sayılabilir ama olsun 😴 

Umarım siz de memnun kalırsınız. Keyifli, huzurlu, taptatlı rüyaları(nız) olsun...

💤💤💤💤
🛏🐻🐨🛌
DEVAMINI OKU
Blogger tarafından desteklenmektedir.