11 Ocak 2019

ÜRÜN İNCELEMESİ/AKTİVİTE ÖNERİSİ: DİKKAT VE HAFIZA SETİ (DHS)

Kontrol Yayıncılık

Bildiğiniz gibi oğlumla yaptığım aktiviteleri ve ürün incelemelerimi hem blogumda hem de sosyal medya hesaplarımda paylaşıyorum.

Annelik sonrası internet üzerinde en sık yapılan aramalardan biridir: "aktivite önerileri". Bu amaçla üretilen çok fazla kitap ve ürün var; bilinçli bir ebeveyn olduğunuzda bunları özenle seçmek istiyorsunuz. Yanlış yapılan seçimler sonrası çocuklar eğitici aktivitelerden ve eğitimden soğuyabiliyorlar. Bazı kitaplar ise tamamen tekrardan ve çok az sayfadan oluşuyor; dolayısıyla çocuğunuza sağladığı katkıyı sorguluyorsunuz. 
Bu sebeple anneler ve çocuklar tarafından yapılan incelemeler ve önerilerin çok önemli olduğu düşünüyorum.

Şimdiki çocukların bilgi ve teknoloji çağının çocukları olması sebebiyle de dikkat eksikliği ve dolayısıyla odaklanamama en önemli sorunlarımızdan biri. 


Biz bu amaçla, başrolde oğlumla birlikte "Dikkat ve Hafıza Seti"nin incelemesini yaptık, içindeki soru örneklerini de fotoğrafladık; hem bakıp değerlendirin, hem de biz nasıl sonuç almışız okuyun istedik.

"Cehalet diye bir şey yoktur, yalnızca dikkatsizlik ve ilgisizlik vardır."

Isaac Newton

Sevdiğim bu alıntı kitapların önsözünden...   

Bu da arka kapağı:
kontrol yayıncılık

Set, 128 sayfalık 2 kitaptan oluşuyor. Oğlum 4,5 yaşında, biz 5 yaş için olan seti kullandık (3 yaştan 10 yaşa kadar her yaş için ayrı set mevcut). Öncelikle aktivite kitabı gibi görünse de bu sadece bir aktivite kitabı değil, aynı zamanda bir eğitim seti. Kitabın ilk sayfasındaki uygulama önerilerini okumanız gerekiyor, onun için ilk sayfayı da buraya eklemek istiyorum:

Başlamak için sabırsızlanan oğlumu "dur oğlum, tamam başlayacağız, bir dakika okuyorum" diye sakinleştirdikten sonra :) "A" kitabının etkinliklerine, aynen söylendiği gibi sırayla başladık. Bizimki ilk başta pastel boya ile işaretlemek istedi, sonra farklı kalemlere geçti; bu konularda onu asla kısıtlamıyorum, dilediği kalem çeşidini kullanıyor. Zaten bazı soruları cevaplarken değişik renkler de kullanmanız gerekebiliyor.

Yaptıklarımızdan bazılarını size örnek olması açısından yüklüyorum.

Her gün belli sayıda etkinlik yapmamızı öneriyorlar ama durdurmak ne mümkün? Yaşadığımız diyalog şu şekilde:

"Oğlum bugünlük bu kadar yeter mi yarın devam edelim mi?"
"Hayır anne bak biz bunu hiç yapmadık!"
"Peki oğlum zaten yapmaya başladın bile?!?" :)

Bu hızla başladık kitaplara. Sonrasında da yerini öğrendiği için "kitap" diyerek istiyor ve tekrar birlikte başına oturuyoruz. Kutusundan çıkarıp almak ona ayrı bir keyif veriyor.
Değişik bir şeyler araştırıyorken sevdiği böyle faydalı bir set bulan ben de çok mutlu oldum tabi.

Set ile ilgili düşüncelerimi listelemek istiyorum:
➤ Baskısı çok kaliteli
 Kendi içinde farklı etkinlikler var: çok fazla sayfa olmasına rağmen kendisini tekrar etmiyor; zaten tam olarak da bunu iddia ediyorlar. 

 Diğer kitaplarda görmediğimiz değişik etkinliklerle karşılaştık (sıkılan oğlum için büyük mutluluk oldu). 
Artık ezbere yaptığı şeylerde bile ikinci bir işlem olduğu için dikkatini topluyor, zihnini meşgul ediyor. Kitabın başlarında, eşleştireceği bir şey gördüğünde hemen ezbere çizerek birleştiriyordu. Ancak bu kitaplarda durum farklı! Sorulara birden fazla anlam yüklemişler; örneğin, sadece eşleştirmiyor, eşleştirdiğiniz resmin kutucuğunda hangi sembol varsa eş olana da aynı sembolü çiziyorsunuz. Oğlum da sadece eşleştirmeyeceğini, değerlendirip farklı şeyler de yapacağını anlayınca dikkatini daha fazla vermeye başladı, bütün duyularını tek bir etkinlikle bile çalıştırabildi. 
O zaman setin amacını daha iyi kavradım. 

 Hem 2 kitap, hem çok sayfa, hem de çok çeşitli etkinlik içerdiği için tek bir set ile bir çok ihtiyacımızı karşılayabildik ve zamanı verimli bir şekilde değerlendirdik. 


 Okulda yaptıklarını bildiğim hafıza etkinliklerinden ‘önceki resimdeki top ne renkti?’ gibi soruları genelde bulamazdım; bu kitapta o da var. 
(Birkaç çalışma önce 5 farkı bulduğumuz resimde hangi yiyecek vardı?)

Dikkat eksikliğinin önüne geçebilmek için bu tarz soruları daha fazla sorarak ve bu tarz eğitici aktivitelerle de destekleyerek hafızasını geliştirip çevrelerine karşı daha dikkatli olmalarını sağlamalıyız. 

 Kitabın hepsini buraya eklemem mümkün değil tabii, içeriği çok çeşitli ancak ilk aklıma gelenler: hafıza soruları, çizgi çalışmaları, sıralamalar, fark bulmaca, eşleştirmeler içinde farklı kategorilerde genel bilgi soruları. 

(Görsele ait sembolleri işaretleyelim)

 Çalışması bittikten sonra oğlum kitaplarını yine kendi kutusunun içine koymayı çok seviyor :)

Bir anne olarak ‘şu da olsaymış’ dediğim bir şey olmadı. 
Kitaba hala devam ediyoruz, bitmesini çok istemiyorum açıkçası :) 

Diğer kitaplardaki sayfa sayısına göre oldukça fazla, set içinde 2 adet kitap var, her bir kitabın sayfa sayısı düşünüldüğünde bir kitaptan fazlası ediyor ve bahsettiğim gibi her bir etkinliği içinde daha fazla etkinlik barındırıyor. Sıkılmadan yapıp dikkatini fazlaca verdiğini görmek de cabası! Dolayısıyla fiyatının karşılığını fazlasıyla veriyor. 

Sizin de bizim gibi fayda göreceğinize ve eğitim hayatına katkı sağlayacağınıza eminim. Ama soruları sırayla çözmeyi unutmayın!  
Kontrol Yayıncılık

Ayrıca içerikleri hem kodlama sistemi ile destekli hem de BİLSEM sınavlarına uygun. İkisi de olmazsa olmaz...

Oğlum zaten okulunda da Kontrol Yayıncılık'ın setlerini çok severek yapıyordu. Eve ödev olarak da gönderdiklerinde çantasından keyifle çıkarıp tüm hafta sonu yapıyorduk. Bu ürün de bizden tam not aldı. 

Oğlumla tavsiye ediyoruz.

Ürünün genel özelliklerine ve katkılarına bakmak isterseniz sitesinden de inceleyebilirsiniz: 

Bol keyifli ve dikkatli aktiviteleriniz olsun :) 
DEVAMINI OKU

9 Ocak 2019

MİM MİRİ MİM: DÜRÜST MÜYÜZ?




Sevgili Ece Ablam, hepimizin Ece Ablası, bir mim yazısı yazmıştı görmüşsünüzdür. 

https://www.eceevren.com/2018/09/durust-muyuz-mim-yazs.html

Yazının başında beni oldukça buran bir paragraf vardı. Aşağıya o paragrafı aynen aktardıktan sonra sorulara ve kendi cevaplarıma geçiyorum. Sonra da Ece Ablama diyorum ki: SEN BİZİM İÇİN ÇOK DEĞERLİSİN ABLACIĞIM! Sen olmazsan olmaz! OLMAZZZ! 
O yüzden bütün her şeyi bıraktım bu mimi cevapladım! :)

‘Geç olsa da, buralardan ayrılmayı düşündüğüm şu günlerde, samimiyetinizin derecesini öğrenmeye ihtiyacım var. Boşa mı kürek salladık? Boşuna mı tanıdık birbirimizi? Bazen estik, yağdık, gürledik ama her defasında durgunluk gecikmedi… Çeşitliydik, normaldi karşıt fikirler ama bazı şeyler de göze sokulurcasına yapıldı. Nihayetinde insandık. Bayağı üzüntülü günler yaşadık duygusallığımızla orantılı… Çok kişi ayrıldı, yenileri geldi. Bu trafiğe ayak uydurmak kolay değildi. İstek ve azim bu uğraşta da gerekliydi. Sorulara içten cevaplar vermenizi rica ediyorum. Benim için çok önemli bu… Mutlaka sizin için de öyledir.Sorulara geçiyorum’

1- Dürüstçe fikirlerinizi söyleyecek yapıya sahip misiniz? Bu mecrada da öyle miydiniz? Kırılmasın diye geçiştirdiğiniz yorumlar oldu mu? Bazı yorumlar vardır, karakterlerimizden tüyolar verirler. Ben bunlara çok dikkat ederim. 


Açıkçası herkese açık mecralarda tüm düşüncelerimizi olduğu gibi söylemeden önce düşünmek gerekiyor. Mümkün olduğunca süzgeçten geçirerek, empati yaparak ve kırmadan konuşmaya çalışıyorum. Belki bu soruya ‘düşüncelerimin aksini asla söylemem’ dersem daha doğru olur. 
Çünkü bazı durumlarda her şeyi olduğu gibi yazmak blogları tartışma ortamı haline getiriyor. Severek yazdığım, huzur bulduğum yerde böyle şeyler olsun istemiyorum, misafirlerimi alttan alabiliyorum. 

2- Blog tutmaktan sıkıldığınız oluyor mu? Zaman zaman çekilmeler hissediyor ve üzülüyorum. Hani, sevdiğin komşundan uzak kalmışsın gibi… Aynı coşkuyu yakalayamadığımız zamanlar da oluyor. O zaman açıkçası eski hareketliliği özlüyorum. Hele alıştığım bir arkadaşım “şak”diye ilgisini kesince, normal yaşamımdaki kadar üzülüyor, nedenini anlamaya çalışıyorum. Siz sadece soru kısmına odaklanın lütfen…

‘Sıkılma’ kelimesi benim yaşadığım durumu tam karşılamıyor. Yayınımı oluşturamamaktan şikayetçiyim maalesef. İstediğim zamanı oluşturamıyor ve üzülüyorum. Zamansızlığımdan öte yaşadığım çekilmeler ülke olarak yaşanılan zor zamanlardaydı... O zaman bloga girip 2 kelime bile yazasım gelmemişti! 

Aynı üzüntüyü de da yaşamıştım. Sevdiğim bloglara girip son yayın tarihini çok eskilerde görünce bir hüzün kaplıyor hep içimi. Kimse gitmesin istiyorum :(


3- Yazdıkça rahatlıyor musunuz? Yani yazmak sizin için bir ihtiyaç mı? 

Zaman zaman... Ama yazdıkça rahatladığım yazılarımın hepsi bu blogta değil. Blogum daha çok ortak paylaşımlar ve tavsiyeler üzerine


4-Geçiştirmek için yazdığınız oldu mu? Ya da bloğumu ihmal etmeyeyim diye demek daha sıcak bir ifade olur…

Geçiştirmek için yazdığım yazım olmadı. Sadece yayımlama süresini hızlandırdığım yazılarım oldu. Bazen de yayımlama öncesi ‘şurasına da şunu eklese miydim, şurayı da geliştirebilir miydim’ deyip deyip ‘zaten vakit bulamıyorum, bunu da beklersem 10 sene bitmez bu yazı’ deyip yayımladıklarım oluyor o sayılır mı ;D

5-Yorumların niteliklerinden memnun musunuz? Yapay olduklarını düşündükleriniz oluyor mu? Burada ferdi bloglarız, hep aynı yere yüklenip, abone gibi sürekli oraya yorum yapmanın altındaki sebep ne olabilir sizce? O kişi; elliye varan yorumlardan memnun olur mu ki?

Genel olarak yorumlarımdan çok memnunum! Yorumlarımın çoğu bizzat tanıdığım, sevdiğim, yayınımı da okuduğunu bildiğim kişi ve bloggerlardan (kendilerine bir kez daha teşekkür ederim iyi ki varsınız!!). Ama hangilerinden rahatsız oluyorsun derseniz, yayın hakkında hiçbir şey içermeden sadece ‘takip ettim bana da beklerim’ yazan yorumlar sanırım... Genel olarak bu yorumlara karşı bir negatifliğim var, ama bari en azından yorumun ön kısmına küçük de olsa yayına dair bir şey eklense!... 

6-Bir bloğu nesine göre değerlendirirsiniz? Tema ve blog düzenine mi, yazdıklarına mı? Ya da hepsi mi önemlidir?

Kişiyi yazdıklarına göre değerlendiririm. Blog hayatına ilk giren kişi blog düzenini vs bilmeyebilir.

Blogun kalitesi ise her şeyiyle değerlendirmeye giriyor ve zamanla kazanılıyor. 


7-Antipatik bulduğunuz bloglar var mı? Buna rağmen onlara da yorum yapar mısınız, eleştirel de olsa? Zira buna da ihtiyacımız var…

Özellikle antipatik bulduğum bloglar yok. Daha az hoşlandıklarım var. Bloglarda yayınlara özellikle negatif yorum yapmamaya özen gösteririm. Eleştiri yapmak istersem veya bir konuda uyarmak istersem veya bir şey hakkında bilgilendireceksem (şunu şöyle şu sekmeden yapabilirsin gibi) mutlaka özel bir yazışma kanalından yaparım. 

8-Aramızda olmaktan mutlu musunuz?

HER ZAMAN! Böyle olacağını bilmiyordum ama her zaman mutlu oldum, MUTLUYUM! 

9-Zaman zaman ters düştüklerimiz oldu. Bunu uzun sürdürür müsünüz? Yani büyük bir sorunmuş gibi mi algılarsınız? Ben en son tecrübelerimi bu ters düşmelere borçluyum şahsen. Payıma düşeni aldım. Artık dingin yaşımdayım. Çok etkilendiğimi söyleyemeyeceğim doğrusu..

Kindar ve fevri bir insan değilim. Yapılan ve yaşananlarla insanları değerlendiririm evet ama küslük vs gibi şeyleri sürdürmem, bu konularda olgun davranırım, ani parlamalar yaşamam, genel alanlara ise taşımam. Sonrasında ilişkimi ona göre devam ettiririm. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil. 
10-Blog tutmanın sizce yararları nedir?

Beni çok değişik bir dünya hakkında bilgi sahibi yaptı. 
Öncesinde blog sadece yazı yazılıp geçilen bir yerdi. Şu an sorduklarında ‘blogger dost’ların olduğu, özen göstermen gereken bir blogun olması gerektiği bir mecra ☺️ 
Bunu zaman zaman mimlerde dile getiriyorum. Sayenizde genel kültürüm çok arttı. Bana kattıklarınız çok fazla. 
Blogumu zaman zaman ihmal ediyor gibi gözüksem de vazgeçmiyorum merak etmeyin! 
Bir kere Blogger olduktan sonra geri dönüşü yok bence ;))

ECE ABLAM herkesin yapmasını istemiş! 

Buyrun hodri meydan! MİMLENDİNİZZZZZ! ❤️

DEVAMINI OKU

İNCİLİ GASTRONOMİ REHBERİ RAFLARDA

                                    

Türkiye’de benzeri olmayan bir değerlendirme ve derecelendirme yöntemi kullanarak gastronomi rehberi hazırlamaya karar verişimizin üzerinden iki yıldan fazla süre geçti.

Artık dünya çapında restoranlarımız, şeflerimiz, tadı damaklarda yer eden lezzet duraklarımız olmasına karşın geçtiğimiz yıla kadar sektörü etik kurallar çerçevesinde değerlendirecek, işini iyi yapanları teşvik edecek, yeme-içme severlere yol gösterecek bir rehber yoktu.
Bu açık Hürriyet Gazetesi ve Karaca iş birliğiyle kapandı. Türkiye’nin en güçlü yeme- içme yazarları, kanaat önderleri ve gizli müfettişlerinin katkılarıyla İstanbul, Bodrum, Alaçatı ve Çeşme’deki restoranları değerlendiren ilk İncili Gastronomi Rehberi 2017 Kasım’ında yayımlandı.
İncili Gastronomi Rehberi’nin ikincisi ise 18 Aralık itibarı ile raflardaki yerini aldı. Ardında yoğun bir emek ve zorlu bir süreç olan rehberin bu yıl kapsamı da genişledi, İzmir ve Ankara’daki restoranlar da değerlendirmeye dahil edildi. 422 restoran ve 257 lezzet noktasının yer aldığı rehberimizin içeriği kadar tasarımında ve derecelendirme sisteminde de yenilikler var. İnci sayısı dörtten beşe çıktı. Ayrıca restoranlar kategorilerine ayrılarak aranan yerlerin daha kolay bulunacağı bir düzenleme de yapıldı.

İncili Gastronomi Rehberi’nin websitesine https://inciligastronomirehberi.hurriyet.com.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

İLKELER




  • Gastronomi Rehberi projesinde görev alacak gizli müfettiş seçimleri yapılırken restoranlarla özel ya da maddi ilişki olmamasına dikkat edildi.



  • Yeme-içme tutkunları arasından seçilen müfettişlerden 'görevlerini', çevrelerinden ve puan verdikleri yerlerden kesinlikle gizli tutmaları istendi.



  • Şefler, restoran sahipleri ve işletmeciler etik olmayacağı düşüncesiyle müfettiş olarak seçilmedi.



  • Gönüllülük esasına göre katkıda bulunan 200’ün üzerinde gizli müfettiş son bir yıl içinde gittikleri restoranları değerlendirdi.



  • Listemizde olan her işletme en az üç müfettiş ve proje ekibinden bir kişi tarafından ziyaret edildi. 



  • Kurgulanan sisteme göre restoranlar malzeme, lezzet, servis, kimlik, sunum ve dekorasyon özellikleriyle puanlandırıldı.



  • Sistemin kapanmasının ardından çıkan sonuçlar proje ekibi ve danışma kurulunun kanaatlerinin de dikkate alınmasıyla nihai halini aldı.



  • İstanbul, Ankara, İzmir, Çeşme, Alaçatı ve Bodrum’daki restoranları kapsayan rehberde 5 İncili 3; 4 İncili 30; 3 incili 86, 2 incili 168 ve 1 incili 135 olmak üzere toplam 422 restoran ve 257 lezzet noktası bulunuyor.



  • Listeler hazırlanıp değerlendirmeler başladıktan sonra açılan mekanlara ‘Yeni Açılanlar’ bölümünde yer verdik.



  • Ayrıca yeni açılan ve kapanan restoranlar web sayfamızda güncellenecektir.




  • İnci Açılımları




    • 5 İnci: Olağanüstü deneyim



    • 4 İnci: Mükemmel



    • 3 İnci: Çok iyi 



    • 2 İnci: İyi 



    • 1 İnci: Gitmeye değer 




    • Restoranların fiyat aralığı;




      • ₺:        0-50 TL



      • ₺₺:     50 – 100 TL



      • ₺₺₺:  100 – 250 TL



      • ₺₺₺₺:            250 TL+


      • Bir boomads advertorial içeriğidir.
        DEVAMINI OKU

        22 Ocak 2018

        KİTAP YORUMU: ONLAR (ADAM BLAKE, CAN)


        İsmini ve kapağını görüp, arka yüzünü okuyup oldukça ilgimi çektiği için aldığım, aldıktan yıllar sonra okuyabildiğim ama beğendiğim bir kitap oldu "ONLAR". 

        Çok bilinen bir kitap olmadığı için özellikle yazıp tavsiye etmek istiyorum. Kitap arayışında olanlar için bir nimet. 
        Öncelikle klasik bilgilerini aktaralım. 
        "Sır" yalnızca onlara verildi.

        Ademoğlu asla bilmeyecek...
        ARKA KAPAK YAZISI:




        Kitap son sayfasına kadar sizi kendine bağlıyor ve okutuyor. Son sayfasına kadar da merak duygunuzu ayakta tutuyor. Sonunda oldukça şaşırdığımı itiraf etmeliyim; beklemiyordum. 

        Bölümler üç farklı açıdan dönerken sonlara doğru birleşiyor. Ama bu farklı açılar sizi rahatsız etmiyor aksine merak uyandırıyor çünkü olaylar ortak. Sonlara doğru muhteşem bir yumuşaklıkla bu insanlar birbirine bağlanıyor:

         İşine sonuna kadar bağlı olan başarılı bir kadın dedektif,

        ❓ Karısı ve çocukları birden ortadan kaybolan ve kaybolmalarının üzerinden 13 yıl geçmesine rağmen onları aramaktan asla vazgeçmeyen bir adam,

        ❓ Kendilerine büyük bir "sır" verilen ve kim olduklarını bilmediğimiz bir grup...

        Sırf bu başlıklar bile beni kitaba çekmeye yetmişti. Şu an siz de merak ediyorsanız okumuş birinden tavsiyedir: OKUYUN :)

        Ben her sayfasından keyif aldım. Başarılı bir kitap, başarılı bir anlatım. 


        Hem de ilginç bir bilgi var kitapla ilgili: 
        Yazarın gerçek ismi Adam Blake değil, takma isim kullanıyor ve X-men ve Fantastik Four gibi kült çizgi romanların baş yazarı!!!

        Kitap hala sizi çekmedi mi :) 


        Pek gün yüzüne çıkmamış bir kitabı sizlere tanıtmak benden, keyifle ve merakla okumak sizden.

        Kitap kokunuz bol olsun!


        Şimdiye kadar paylaşabildiğim diğer kitap yorumları:
        Psikiyatrist-Wulf Dorn
        DEVAMINI OKU

        9 Ocak 2018

        BEBEK ve ÇOCUK AKTİVİTE: DUYU ORGANLARI (YÜZ YAPIŞTIRMA) (+18 AY)

        montessori

        El göz koordinasyonu, ince motor kaba motor becerileri vs. gibi ifadeleri ne kadar çok duyuyoruz değil mi? Merak etmeyin bu tarz şeyleri yazmayacağım bu sefer. 
        Bunun yerine "eğlenceli ve öğretici bir etkinlik"ten bahsedeceğim, hem sizin, hem de onun için :) 

        Bu etkinlik sayesinde hem yüzümüzdeki duyu organlarını tanıyacağız, hem bir şeyler yapıştıracağız, hem yaratıcılığımızı güçlendireceğiz, hem de çok eğleneceğiz (her zamanki amacımız).

        MALZEMELER:
        📃 Kağıt
        ✏ Kalem
        ✂ Makas
        ✏ Çift taraflı bir yapıştırıcı (Ben çift taraflı beyaz hamur yapıştırıcılardan kullandım çünkü rahat çıkıyor ve tekrar kullanabiliyorsunuz. Ancak sizde yoksa klasik bant da kullanabilirsiniz). 

        YAPILIŞI:
        📎 Bir kağıda keskin hatlarla istediğiniz şekilde değişik değişik (ancak iri olacak şekilde) 
        Göz, Burun, Dudak, Kulak, Saç, İsterseniz yanak (yuvarlak) çizin (yaşı uygunsa kendi çizebilir).

        📎 Bunları kesin (yaşı uygunsa kendi kesebilir).

        📎 Arkalarına çift taraflı yapıştırıcıları yapıştırıp aynı organları belli bir yere yapıştırın.

        📎 Boş bir kağıda -yüz oluşturması için- bir daire çizin. 

        📎 Şimdi miniğinizden o daireyi yüz olarak düşünmesini isteyip yüzdeki organlardan istediğini seçip yapıştırmasını söyleyin.  



        📎 Ortaya çıkan ilginç yüzlerle eğlenin :) 


        📎 Biz çok eğlendik. Tekrar tekrar farklı yüzler yaptık. 



        📎 Normal bant kullandıysanız bandı ve çizdiğiniz yüzü yenilemenizde fayda var. 

        Bizimki bir süre sonra bütün gözleri dudakları aynı yüze yapıştırmaya başladı ama onda da çok eğlendik!

        Size kolay bir aktivite, eğlenceniz daim olsun! 

        Diğer aktivite önerilerinden:
        DEVAMINI OKU

        11 Aralık 2017

        EV YAPIMI SİRKE TARİFİ

        Şekersiz Elma Sirkesi

        Doğal meyvelerimden meyve suyu (komposto) ve meyve püresi konservesi yapıyordum. Yumuşamaya başlayan bir adet elma vardı, ona bakıp denemeye karar verdiğim bir iş oldu "sirke"! Yani bir elma bile yetiyor sirke yapmanıza! Yarım litre kadar çıkıyor. Zaten çok fazla tüketemiyoruz bize yeter. Siz de salatalarınıza azar azar kullananlardansanız size de yetecektir. Nasıl olsa yapılışında hiçbir zorluk yok. Tutarsa ne ala, tutmazsa başka bir meyve şenliğinde tekrar denerim diye düşündüm. 

        Tarif için İbrahim Saraçoğlu'nun tarifinden yola çıktım, biraz uyarladım, elbette şekersiz. Gelelim neler kullandığıma ve nasıl yaptığıma. 

        ŞEKERSİZ EV YAPIMI SİRKE TARİFİ
        MALZEMELER:
        + Elma (veya istediğiniz başka bir meyve): 1 adet (kabukları bile oluyor)
        + İçme Suyu: Yaklaşık yarım litre
        + Bal: Yarım yemek kaşığı 
        + Kaya Tuzu: 1 çay kaşığı
        + İsteğe bağlı nohut: Sirke karışımını hazırladıktan 2 hafta sonra: 3-4 adet

        YAPILIŞI:
        🍎 Elmaları kabuklarıyla birlikte güzelce yıkıyoruz. 
        🍏 Ortadaki çekirdekli kısmı ve sapını ayıklayıp diğer kısımları dilimleyip sirke yapacağımız kavanoza yerleştiriyoruz (ben elma dilimleyici kullanıyorum çok pratik oluyor). 
        🍎 Ayrı bir kapta bir miktar su içinde diğer malzemeleri karıştırıp elmaların üzerine döküyoruz. 
        🍏 Kalan suyu tamamlıyoruz (elmaların üzerini geçecek kadar olacak). 
        Kavanozun ağzını tülbent ile örtüyoruz. Bu sayede hava almış oluyor, ama aynı zamanda meyve sineklerinden ve böceklerden de korunuyor. Ben tülbentin ağız kısmını lastik ile sağlamlaştırdım. 


        🍎 Hazırlık kısmı tamam. Şimdi kavanozu karanlık bir yerde bekletiyoruz. Ben bu iş için kapalı küçük balkondaki bir dolabı tercih ettim. Balkon tercih etme sebebim; ilk denemem olduğu için, olur da meyve sineği gelirse evin içine sokmak istememem. Neyse ki böyle bir sorunla karşılaşmadım ama yine de balkon tercih etmekte fayda var ;)

        Sonrasında unutmamak için aşağıdaki gibi bir çizelge oluşturdum. 
        Çünkü:
        👉 ilk hafta her gün
        👉 sonra 2 ay dolana kadar haftada bir 
        karıştırmanız gerekecek. 
        (Tabii annelik ve hastalıklar sebebiyle arada unuttuğum veya geciktirdiğim karıştırma zamanları oldu...)  

        🍏 2 hafta sonra tülbentin kenarından sirkenin içine nohutları attım. Bu sirke yapımını (fermantasyon) hızlandırıp sirke kalitenizi artırıyormuş. Zaten yavaş yavaş sirke kokusunu almaya başlıyorsunuz. 

        2 ayın sonunda aşağıdaki şekilde bir görüntü oluştu:


        🍎 Oluşan sirkeyi tülbentten cam bir şişeye süzdüm. 


        Geldik en zor kısmına: Sirke olmuş mu kontrol etmek! Bunun tek kontrolü tadına bakmak :) 
        Tabii ki ben tek başıma bu kontrolü yapamadım. Annemlerden rica ettim. Annem ve anneannem tadına baktılar ve "inanılmaz" olduğunu söylediler. "Yoğun ve kaliteli", söyledikleri ifade buydu. 
        Anladığım kadarıyla normal sirkelerden çok daha az miktarlarda aynı lezzeti yakalamak mümkün olabilecek. 

        👉 DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER:
        🔻 Kullandığımız meyveleri doğal seçmeliyiz. 
        🔻 Meyvelerde fermantasyonu etkileyecek başka bir organizma veya ilaç bulunmamalı. Etrafında kararma, çürük vs varsa bunları alabilirsiniz ama küflenmiş ve bozulmuş olmasın. 
        🔻 Sirke hazırlarken temiz çalışmamız gerekiyor. Ortama başka organizma sokmamalıyız. 
        🔻 Kavanozun ağzını hava almayacak şekilde kapatırsanız reaksiyon sonucu açığa çıkan hava dışarı çıkamaz ve reaksiyon gerçekleşemez. Tamamen açık bırakırsanız da içeri her şey dolabilir. Bu yüzden tülbent tarzı sık kumaşlar örtmek için çok uygun. 
        🔻 Benim kavanozum tam dolu olmadığından ağzını kapatmadan karıştırabildim. Sizin kavanozunuz tam doluysa, karıştırma öncelerinde ağzını kapatıp karıştırıp sonra tekrar açabilirsiniz. 


        🔻 İstiyorsanız sirkenizi daha uzun süre işleme tabi tutabilirsiniz. Ortalama süreniz 2 ay olmalı. Uzatmak sizin elinizde. 15-20 günde de olacağını söylüyorlar. Zevk sizin :) 

        🔻 Her meyveden sirke yapılabiliyor. Ancak her meyvenin sirkesi gıda olarak tüketilmiyor. 

        🔻 Ben aynı zamanda ayva kabuklarından da sirke yaptım. O sirkem de başarılı oldu. Onun tüketildiğinden emin olamadığımdan ayırdım. Sebzeleri suda bekletmek için kullanmayı düşünüyorum :) 
        Ya da temizlik için (nasıl kıyacağım bilmiyorum ama).

        Artık bir elmayla bile sirke yapabileceğimi biliyorum. Zaten meyve sebzeleri ziyan eden bir insan değilim. Seçeneklerim arasına sirke de eklemiş oldum. 

        Denemeniz için hiçbir engel yok 😊

        Kolay gelsin!

        Yaparsanız yorumlarınızı dört gözle bekliyorum.

        Diğer şekersiz meyve tariflerimden:
        Şekersiz meyve püresi (ve konservesi)
        Şekersiz meyve suyu (ve kompostosu)
        DEVAMINI OKU

        4 Aralık 2017

        BEBEK VE ÇOCUK AKTİVİTE: PAMUKTA BİTKİ (+24 AY)

        Nostaljik etkinlikleri seviyorum. Oğlumla yine bir gün kitap okuyup bitkiler üzerine konuşurken dedim ki 'neden o da bitkilerin de canlı olduğunu, nasıl yetiştiğini kendi gözleriyle görmesin?'. Artık bunu anlayabilecek yaşta. Evde maalesef bir balkonumuz ve şirin bir bahçemiz yok, bu sebeple her zaman geçerli olan en temiz uygulamaya yöneldik: pamuğa bitki ekmek. İster misin diye sormamla birlikte sevinç çığlığı attı. Tabii ki ister :) 
        Malzemeler oldukça basit, hepimizin evinde olan şeyler. Yapması da oldukça basit ve keyifli. Her gün belli miktarda sulaması ve beklemesi ona hem sorumluluk veriyor hem de sabırlı olmayı öğretiyor. Daha önce de çim adam alıp her gün sabırla sulamıştık, onu da çok sevmişti. 
        Filizlenmeye başladığındaki mutluluğu ise tarif edilemez. 
        Bu kadar basit bir etkinliği yapmamıza engel hiçbir şey yok :) Aslında hazırlığa bile gerek yok...

        Hadi başlayalım!

        MALZEMELER:
        🍥 Boş bir kap
        🍥 Pamuk
        🍥 Bakliyat: Fasulye, Nohut, Mercimek vs. (Evde ne varsa)
        🍥 Su

        YAPILIŞI:
        👉 Kabın altına bir sıra pamuk yerleştiriyoruz. 

        👉 Üzerine dikmek istediğimiz bakliyatları diziyoruz. Biz üç çeşit diktiğimizden hafif bir çizgi çektim ve üçünü sırayla yerleştirdi. 




        👉 Üzerini tekrar pamukla kapatıyoruz. 


        👉 Güzelce suluyoruz. 

        Ben bunun için suluk kaplarını kullandım. Dökülmeyi önleyen alt plastik parçasını çıkarınca çok güzel bir sulama aparatı oldu size de tavsiye ederim :) Ayrıca bir sulama kabı almanıza gerek yok. 

        👉 Güneş gören ve soğuk olmayan bir yere bırakıp kurumasına izin vermeden sulamaya devam ediyoruz. Tabii ki sulamayı o yapıyor. 

        👉 10 gün içinde filizlenmeye başladı bile! 

        Neden hep fasulye ekildiğini de anlamış olduk: en hızlı büyüyen fasulye oldu, sonra nohut :)

        👉 Filizlendikten sonra eğer pamuğu delemezse bir delik açarak yardımcı olursanız pamuktan rahatça çıkacaklardır. 

        Sonrasında onunla bu güzelliği izleyip başarısından mutlu olmak size kalıyor :) 

        İsterseniz saksıya ekerek devam edebilirsiniz. 

        Mahsulleri topladıktan sonra da afiyetle yiyebilirsiniz. 

        Bol eğlenceler 😊

        --------

        Diğer aktivite önerilerinden:
         🎯 Sebzeler
        DEVAMINI OKU
        Blogger tarafından desteklenmektedir.