16 Mayıs 2017

KALP KRİZİ RİSKİ NASIL HESAPLANIR?


BİLİYOR MUSUNUZ:

💔 Kalp hastalıkları açısından ne kadar risk altında olduğunuzu,
💔 Geçirilen kalp krizlerinin %20'sinin "sessiz kalp krizi" adı verilen fark edilmeyen kalp krizleri olduğunu,
💔 Belirti vermeyen kalp krizlerinde ölüm oranının daha yüksek olduğunu,
💔 Kadınların erkeklere oranla daha fazla risk altında olduğunu,
💔 Basit önlemlerle bu riski azaltabileceğimizi,
💔 Kriz anında uygulanabilecek ilk yardım yöntemlerini?


Bildiğiniz gibi sağlık ve hastane konuları benim için çok hassas konulardır. 

Hastaneler zaten hastayken veya hastalık şüphesi içinizi kemirirken girdiğiniz ortamlar olduğundan her adım attığınızda hassas oluyorsunuz. Bu kadar hassasken, orada karşılaştığınız yüzlerde biraz anlayış görmek istiyorsunuz. Memorial Hastanesi bu açıdan benim için eşsiz bir hastanedir. Kapısından içeri girdiğiniz anda düşündüğünüz tek şey -olması gerektiği gibi- sağlığınız olur.   



Hastanenin sağlıklı yaşam konusundaki bilgilendirmeleri düzenli olarak mailime geliyor. İstiyorsanız sitesinden siz de üye olabilirsiniz. 

Bugün size aktarmak istediğim konu ise sitede bulunan:

"Kalp Hastalığı Riski Hesaplayıcısı

Ne zamandır bu konuya değinmek istiyordum. Kalp hastalıkları, maalesef ki son zamanlarda genç yaşlı ayırt etmeden herkesin sorunu haline geldi. Kardiyoloji bölümündeki ziyaretçilerin yaş ortalaması giderek düşüyor. Bu da demek oluyor ki "kalp hastalığı" konusunda bilinçlenmek için daha fazla beklememeliyiz. Gerek kendimiz gerekse çocuklarımız için alınması gereken önlemleri bir an önce almaya başlamalıyız. Yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, özellikle büyük şehirlerde trafik ve yoğun stres derken hastalığa davetiye çıkarabiliyoruz.
Büyük şehirler konusunda bir önlem alamıyorsak beslenme alışkanlıklarımızı ve yaşam tarzımızı değiştirebiliriz. Ben, oğlumun aramıza katılacağını öğrendiğimiz günden bu yana beslenme alışkanlıklarıma -dolayısıyla onun beslenme alışkanlıklarına- çok dikkat ediyorum. 

Bahsetmek istediğim bu hesaplayıcı, risk oranımız hakkında bize bir ön değerlendirme sunuyor. Sorduğu sorulardan bize uygun olanlarını seçerek risk hesabımızı yapabiliyoruz. 
Hesaplamak için herhangi bir ön işleme ihtiyacınız yok, üyelik gerektirmiyor, ücretsiz, sadece bir iki dakikanızı alıyor. 
Aşağıdaki adresten direkt hesaplayıcıya ulaşabilirsiniz:


Benim sonucum aşağıdaki gibi oldu: 

kişisel kalp riski hesabı
Sonuçlar
Elbette ki bu sonuçlar tahmini; amaç sadece bize genel bir değerlendirme sunarak bu konu hakkında bilgilendirme sağlamak. 
Hesapladıktan sonra sadece sonucu öğrenmekle kalmıyorsunuz, verdiğiniz cevaplara göre risk faktörlerini ve bu risk faktörleri için önerileri de size rapor olarak sunuyor. Bu raporu kaydedip çıktısını da alabiliyorsunuz. 

Kalp krizini, risklerini ve kendimizi iyi tanımamız gerekiyor. 
Sitede kalp hastalıkları ile ilgili detaylı bilgilere de aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz: 


En belirgin kalp krizi belirtileri şu şekilde sıralanmış:
Göğüs ağrısı
Nefes darlığı
Çarpıntı
Kolay yorulma


"Bilseydim" dememek için öğrenelim... 

Ben bu uygulamayı çok beğendim. Siz de sonuçlarınızı ve varsa aldığınız önlemleri benimle paylaşırsanız mutlu olurum?

Herkese sağlıklı günler dilerim. 
DEVAMINI OKU

13 Mayıs 2017

ŞEKERSİZ UN HELVASI TARİFİ (+12 Ay)


şekersiz tarif


Oğlum şekersiz irmik helvasına bayıldıktan sonra bir de "un helvası" deneyelim dedik. Sonuç yine mükemmel, yine mutluluk. 

Bütün tariflerimde olduğu gibi bu da şekersiz. Lütfen siz de beyaz şekerden mümkün olduğu kadar uzak durun, hele ki bebekleriniz ve ufak çocuklarınız için... Biliyorum dış dünyada engellemek çok zor ama en azından siz ona evde şeker vermezseniz damak tadını bu şekilde oluşturacaktır. 

Şeker yiyemeyenler veya tercihen yemeyenler varsa buyurun şekersiz un helvası tarifi:


ŞEKERSİZ UN HELVASI TARİFİ (+12 AY) 
MALZEMELER:
Süt: Yarım çay bardağı 
Un: Yarım çay bardağı
Bal: Yaklaşık 2-3 yemek kaşığı (alternatif olarak pekmez denenebilir)
Tereyağ: 2 yemek kaşığı (yaklaşık 30-40 g)
Zeytinyağı: 2 yemek kaşığı
İsteğe bağlı çam fıstığı
İsteğe bağlı üzerine tarçın, ceviz, fındık, fıstık... (küçük bebekler için iri parçalar kullanmamaya dikkat ederek)

Bal ve yağ oranları zevkinize kalmış. Tatlı seviyorsanız balı artırabilirsiniz. 

12 AY ÖNCESİ BEBEKLER İÇİN (6 AY-12 AY):
Aynı tarifte:
Süt yerine Peynir Altı Suyu,
Bal yerine pekmez kullanıp  
Kuruyemiş ve tarçın eklemezseniz 12 ay altı bebeklere de hazırlayabilirsiniz. 

YAPILIŞI:
Not: Yapılışı irmik helvasına benzediğinden onun fotoğraflarından alacağım.
evde saglikli irmik helvasi nasil yapilir

👉 Sütü ve balı bir kaba alıp bal eriyene kadar ısıtıyoruz (kaynatmanıza gerek yok bal erisin yeter). 
👉 Başka bir kapta zeytinyağı ve tereyağını eritmeye başlıyoruz. Çam fıstığı ekliyorsanız onu da bu aşamada ekliyoruz. 
👉 Erimeye yakın unu ilave edip orta ateşte, rengi ve kokusu dönene kadar sürekli karıştırıyoruz (yaklaşık 10-15 dakika). 
👉  İstediğiniz renk oluştuğunda ballı sütü dikkatlice döküyoruz (dikkat edin üzerinize sıçramasın).

👉 Orta-yüksek ateşte un sütü çekip şekil alana kadar yaklaşık 5-10 dakika karıştırıyoruz. 

👉 Tek porsiyonluk un helvamız hazır! 

Pişmeye yakın tadını kontrol ettiğinizde tadı az gelirse yine ocaktan almadan azar azar bal ekleyip karıştırabilirsiniz. 


İstediğiniz şekilli bir kap ile üzerine tarçın serperek servis edebilirsiniz. 

Miktarlar az olduğundan normal helva gibi saatlerce karıştırmanıza gerek kalmıyor. Hatta çocuğunuz biraz büyükse beraber de yapabiliyorsunuz.

Un değil de irmik helvası istiyorum diyorsanız o tarifim de burada

Afiyet olsun!

-------
Diğer Şekersiz Tatlı Tariflerimden:
DEVAMINI OKU

12 Mayıs 2017

BEBEK ve ÇOCUK AKTİVİTE ÖNERİLERİ (+12 AY, +24 AY, +36 AY)

Yeni nesil bilinçli, araştırıcı, aşırı ilgili, çocuğunu birey olarak gören anne baba dönemi başladığından beri internetteki “bebeğim için aktivite, çocuğum için aktivite, evde yapılacak eğitici aktiviteler” gibi arama başlıkları oldukça arttı.
Bu aktivite süreci anne babalar için zor olsa da çocuklar için oldukça keyifli. Anne baba ile oyun dönemine denk gelemeyen bir nesil olarak çocuklarımıza imreniyorum.
Bu yayın benim uzun zamandır aklımdaydı. Daha çok sosyal medyada paylaşabildiğim aktiviteleri derleyip size de fikir vermek istedim.
Tabii ki her yaş grubu için aktiviteler değişiyor. Bazen eğitimcilerden destek alıyoruz, bazen evde bulduğumuz malzemelerle aktivite yaratıyoruz, bazen de oldukça güzel tasarlanan çeşitli oyuncaklar yardımımıza koşuyor. 
Bu yazı benim başlangıç yazım olsun ve 1 yaşından beri en sevdiğimiz, her aktivitede imdadımıza yetişen oyuncağımız ile oynadığımız aktivitelerle başlayalım. Hem evde hem de paylaşımlarımda neredeyse her görenin merak edip nereden aldığımı sorduğu ve ilgilendiği eğitici bir oyuncağımız var. Bize bir arkadaşım hediye etmişti ve nereden aldığını bilmiyordum; internetten de hangi isimle arayacağımı bilemediğimden bir iki deneme sonrası pes etmiştim. Sonrasında sosyal medya paylaşımım sayesinde sevgili Güneş ismini söyledi: “Sihirli Düğmeler”. İnternete yazar yazmaz ilk olarak -benim de çok ziyaret ettiğim ve sevdiğim- Duyu Market”te çıktı. Sitede o kadar çok kategori ve ürün var ki daha önce hiç gözüme çarpmamış bile. Farklı adetleri olan kutularda sihirli düğmeler. Aynı şekilde daha önce paylaşımlarımda veya başka yerde görüp de almak isteyen olduysa fotoğrafını ve linkini aşağıya ekliyorum, üzerine tıklamanız yeter, fiyatı da oldukça uygun. 


Parçaları çok minik olmadığından ve takma yerleri kalın olduğundan küçük yaşlarda da oynamaya başlayabilirsiniz. Oyunun orijinalinde bir adet plastik çerçeveniz, en alta destek için koyacağınız destek aparatı ve esas düğmeleri yerleştireceğiniz renkleri ayarlanmış resimler var.
Oğlum bu oyuncakla yaklaşık 1 yaşında tanıştı. O zamandan beri de oyunları değiştirerek her aşamada oynadı. Bir yaşındayken renklerden bağımsız eliyle bastırıp yerleştirmeye çalıştı; o zamanda bu hareket küçücük kasları için büyük başarıydı. Sonrasında renkleri öğrenmeye başladıkça resimde gördüğü renklere göre düğmeleri takmaya başladı. Resimler değiştikçe baştan başlayarak yeniden yeniden taktık… Resimler arkalı önlü olsa da bitebilir ama resimlere bağımlı değilsiniz, kendiniz de istediğiniz resmi (hatta kendi resminizi veya fotoğrafınızı bile) koyabilirsiniz. Hala en keyifle oynadığı ve sürekli yeni şeyler keşfedebildiğimiz oyuncağı bu. Özellikle renkler, gruplama, kas gelişimi ve planlama için çok faydalı oldu (daha karizmatik faydalarını üründen okuyabilirsiniz tabii ki)! Parçaların kendine has şekli olduğundan şekillere de çalışmış olduk. Aynı zamanda sayarak takıp sayarak çıkardık. Parmaklarımıza geçirip parmak ailesi bile yaptık siz düşünün. Bence her evde bulundurulması gereken bir oyun bu. Bizim için “hakkını verenler”den…

🚩 Bu ürünle neler yaptık?

Oyunun amacı tam olarak bu, alttaki resimde bulunan renklere uygun düğmeler takmak



Bununla ilgili videomuz:

Sonrasında o taktığımız düğmeleri tek tek çıkartarak, renk renk sardığımız tuvalet kağıdı rulolarımızda uygun renklerin içine atıyoruz. Gördüğünüz gibi hazırlaması ve oynaması son derece kolay (benim gibi zamansızsanız mükemmel :))

Bu aktiviteyi aralıklarla tekrarlayabilirsiniz, birden fazla komut ve oyun olduğu için unuttukça aynı heyecanla baştan yapıyorlar.






Aşağıda da bu düğmeleri pipet geçirilip örülmüş sepet içinden sırayla çıkarmaya çalışıyor. 
Düğmeleri pipetler arasından çıkarma

Parmak ailesi için fotoğrafım yok, ancak yukarıda gördüğünüz gibi düğmeler onların minik parmaklarına takılabiliyor. Değişik şekil ve renkte seçip takıp parmak ailesi şarkımızı söylüyoruz, buna bayılıyor. 

👍 Bu ürünle ilgili instagram paylaşımlarıma da şu adresten ulaşabilirsiniz:

instagram/daginikanne



Duyu Market’e bu ürün için yeniden girince yeniden ürünler arasında kayboldum… Ayrıca doğa dostu bir site ve sizin adınıza fidan bile dikiyor. Bu tarz detaylar beni her zaman etkiler, çok takdir etmiştim. 

Bu ürüne benzer bir ürün daha var henüz almadığım, o da ilk fırsatta aklımda:

Yalnız bu ürünün parçaları biraz daha minik, o yüzden küçük çocuklarda dikkat etmek gerekiyor.

Bu oyuncağı içeren çok aktivite olduğundan bu yayını bu oyuncakla bitirelim. Diğer aktivite önerilerini de derler derlemez yazacağım.

Soracağınız veya ilave edeceğiniz bir şey olursa yazın lütfen.

Sevgiyle ve oyunla kalın...
DEVAMINI OKU

ANNELER VE ANNE ADAYLARI! GELECEKTEKİ SİZE MEKTUP GÖNDERMEYE HAZIR MISINIZ?


Arçelik’in gözünde tüm anneler kraliçedir.
Anneler günü’nüz kutlu olsun!
Anneler ve anne adayları!
Gelecekteki size mektup göndermeye hazır mısınız?
Bu sayfadan gelecekteki bir güne mektup yazın, hem bugünden geleceği düşünmek için kendinize zaman ayırın hem de kendinize gelecekten bakma imkanı yaratın. “Anneyim” ya da “Anne olacağım” butonlarından birine basın. Mektubu doldurun. Gelecekte bir tarih belirleyin. Size o tarihte kendinize yazığını mektubu gönderelim.

İnsanın düşünceleri her gün değişiyor. Hele ki anne olmak insana bambaşka bir duygu kazandırıyor. Bu mektubu göndererek bugünkü hislerinizi gelecekte de hatırlamak ve geçmişteki hislerinizle o günkü hislerinizi karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
DEVAMINI OKU

6 Mayıs 2017

KİTAP YORUMU: SATRANÇ (STEFAN ZWEIG, CAN)

Öncelikle cahilliğimden bahsedeyim; biliyorsunuz Stefan Zweig dünyada ünlü bir yazar ve çoğunuz da kitaplarını okumuşsunuzdur. Benim her kitabı alıp okuma şansım olmadığından kitap kurdu dostlarımın yorumları sayesinde listemi azaltıp seveceğim kitaplara öncelik verebiliyorum. Bazı klasikleri çok geç okuyanlardanım ben de. Bu kitap da ne zamandır aklımdaydı. Elimdeki satrançla ilgili başka bir kitabı bu kitapla karıştırdığımdan sevmeyeceğimi düşünerek niyetlenmemiştim. Farklı olduğunu ve bu kitabın tarzıma çok uyduğunu idrak etmemle alışveriş listemde yerini aldı. 
Gelelim cahillik kısmıma; bu yazarı daha önce okumamış olmamın utancını yaşıyordum ki, yazarı detaylı incelememle daha önce kitabını okuduğumu hatırlamam bir oldu... Evet, Stefan Zweig ile ilk tanışmam değilmiş bu kitap. Ancak, migrenli dönemime denk geldiği için yazar konusunda unutkan davranmışım. 
'İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar'. Okudunuz mu bu kitabını? Çok beğenmiştim. Bir edebiyat grubunda örnek olarak okumuşlardı ve ben de nasiplenmiştim. Geçmişe damgasını vurmuş kişi veya olaylardan 14 adet seçmenin bulunduğu (buna İstanbul'un fethi de dahil), yine kısa ve öz olan şahane bir kitap. Çok beğendiğim ve rahat okuduğum bir kitap olmuştu. Sayesinde genel kültürüm de zenginleşmişti :) 
kitabı başka bir yayında ayrıca yorumlarım. 

Satranç: Stefan Zweig'in ölümünden önce yazdığı son eser. Arkasındaki hikayeyi okumadığınızda da kitabı beğenecekken, aslında hikayesini okuduğunuzda anlam kazanan ve şekillenen bir kitap. Maalesef Avusturyalı yazar, Satranç kitabını bitirdikten kısa bir süre sonra, Avrupa'nın içinde bulunduğu duruma dayanamayarak karısıyla birlikte intihar etmiş. Kitapta da Czentovic'i diktatörlüğü, Dr. B.'yi de bu diktatörlük karşısında -kendisi gibi- psikolojik şiddete maruz kalmışları temsil edecek şekilde yazmış. 
Hayat hikayesini özet olarak okudum. Bence siz de okuyun. Böylesi bir yazarı böyle trajik bir olayla kaybetmek hepimiz için büyük bir kayıp. Oldukça ilkel olan 'savaş' kavramının artık bitmesi gerektiğini savunarak yazarın hayatından çıkıp kitabın hayatına başlıyorum. 

Bir gemi yolculuğuyla başlıyor kitap. Biz olayları -adını öğrenemediğimiz- bir yolcu tarafından dinliyoruz. Yola çıkmadan önce tüm basın mensuplarının doluşmasından ve flaşlardan gemide önemli birinin olduğu anlaşılıyor: genç yaşına rağmen dünya satranç şampiyonu olan Czentovic. 
Yazar aracılığıyla, bu başarılı gencin dramatik ve geldiği noktada oldukça şaşırtıcı olan hayat öyküsünü dinliyoruz önce. Bu hayat hikayesi, yolcumuz tarafından inanılmaz bir merak uyandırıyor ve bu asosyal kişiliği analiz etmek için durduramadığı bir merak besliyor. 

Sonunda ilgisini kendi alanında çekiyorlar: Satranç! Tabi ki dünya şampiyonu için çok kolay lokma olan bir grup amatör satranç oyuncusu bu şampiyona ulaşmakta yeterince başarılı olamıyorlar. Ta ki bir hamleleri sırasında dayanamayarak müdahale eden gizemli bir el oyuna el atana kadar... 

Kitabın geri kalan kısmında -nedense ismine 'Dr. B.' denilen- bu gizemli kişinin kendisinden daha da gizemli olan satranç hikayesini derinlemesine dinliyoruz. Satrancın derinliklerine girişini bize öyle bir anlatıyor ki siz de bu duyguları birebir ve çok yoğun olarak hissediyorsunuz. Psikolojik baskı kelimesi ruhunuza işliyor.  

Peki bu gizemli satranç oyuncusu dünya şampiyonunu müdahale ettiği oyunda yenebildi mi? 
Diğer oyuncuların ısrarı ikinci kez böyle bir oyuna ikna edebildi mi? 

Cevabı bu kısa kitapta. 
Evet kısacık sadece 71 sayfa. Buna rağmen 'Uzun Öykü' olarak geçiyor. 

İsmi 'satranç' olmasına rağmen ve kitabın ana konusu satranç üzerinde dönmesine rağmen sizi satranç detaylarıyla yormuyor, oyunculara yöneliyor. Satranç bilmeyen veya sevmeyenler de rahatlıkla okuyabilir. 

Stefan Zweig'ı okuyup da kalemini sevmeyen azdır diye düşünüyorum. Ben fazla betimleme gördüğümde daralan bir insan olsam da Zweig'ın duygu betimlemeleri inanılmaz ve hayranlık uyandırıcı  Gördüğüm kadarıyla her kitabında vermiş bu hayranlığı... Zweig okumaya devam edeceğim, o kesin! 

Bu kısacık ama klasik kitabı okumayanınız varsa mutlaka okuyun derim. 

-----
Kitabın içeriğinden bağımsız olarak Can Yayınları'na özel bir iki yorum yapmak istiyorum. 
Kitap zaten kısa olmasına rağmen yazılar ufak ve sayfalar dar... Beni biraz rahatsız etti. Küçük ve içiçe geçmiş izlenimi verdi. Kitap sanki sıkıştırılmaya çalışılmış gibi. Ayrıca oldukça dikkatli okumama rağmen son sayfalar sanki kitaptan ayrılacak gibiydi; aşağıya bir fotoğraf ekleyeceğim açıklamak için. 

Can Yayınları'nda böyle bir baskı beni şaşırttı. 
DEVAMINI OKU

5 Mayıs 2017

PRATİK BİBER TURŞUSU TARİFİ

pet sisede biber tursusu tarifi
Evde güzel mi güzel organik biberler kalınca aklıma minik kaplarda turşu yapmak geldi ve işe koyuldum. Özellikle küçük şişelere yaptım ki hem saklaması, hem de yemesi kolay olsun ve hemen bozulmasın.  

MALZEMELER:
350 ml pet şişe (isterseniz daha büyük)
Aldığı kadar sivri ve tombul acı biber (ben yaklaşık 15 tane sivri, 20-25 tane tombul koydum)
10 diş sarımsak (isteğe bağlı)
10-15 nohut
Kereviz sapı veya maydanoz
1 yemek kaşığı kaya/deniz tuzu
Bir küçük kahve fincanı sirke (tercihen üzüm sirkesi)
Çeyrek limon suyu
Aldığı kadar su

Not: Miktarları kullanacağınız kap ebadıyla orantılı olarak değiştirebilirsiniz. Biberleriniz çok taze ve kırılgansa dizmek zor olacaktır. Bu durumda dışarıda bir süre bekletip yumuşamalarını sağlayabilirsiniz. 

YAPILIŞI:
. Şişenin en altına nohutları yerleştirin. 
. Biberleri yıkayıp saplarını ufalttıktan sonra bıçakla üzerine delik açın ve onları da mümkün olduğu kadar sık olacak şekilde ve dolana kadar şişeye yerleştirin. 
. Aralarına sarımsakları serpiştirin.
. Başka bir kapta, az miktar ılık bir suda tuzu karıştırıp eritebildiğiniz kadar eritin. Sirke ve limonu da karıştırın. 
. Bu karışımı pet şişenin içine yavaş yavaş boşaltın. Kalan boşluğu ılık su ile doldurun. 
. Şişede hava kalmaması için şişenin dış kısmına parmaklarınızla hafif hafif tıklayın ve pet şişeyi hafif hafif sıkıp bırakarak hava boşluklarının hareket etmesini sağlayın (başarılı sonuç için hava boşluklarını temizlememiz gerekiyor).
. Hava boşluğu sebebiyle sıvı azaldıysa ılık suyla tamamlayın.
. Şişenin ağız kısmına tercihen kereviz sapı veya maydanozları güzelce kapatın. 
. Şişenin de kapağını kapatıp iyice sıkın. 
Direkt ışık almayan bir yerde 10-15 gün kadar bekletin. Bu esnada devrilmemesine dikkat edin. 

Zaman geçtikte renginin değiştiğini ve turşunun oluştuğunu göreceksiniz.  
Ben sonrasında buzdolabında sakladım ve "acı seven ev halkı" ile kısa sürede bitti. 


Not: Ben şişeyi bekletirken yaklaşık 1 hafta sonra haberim olmadan yaramazın biri devirmiş ve kapak kenarlarından sızma olmuştu. Aynı miktarda sıvıyı karışım olarak ekleyip kapattım. Sonuç yine değişmedi. 
Olur da sizin de başınıza gelirse panik yapmayın, aynı miktarda sıvıda bir süre daha bekletin...

Afiyet olsun! 


----------


Not: Bu yazı "daginikanne.blogspot.com" adresine aittir. 

DEVAMINI OKU

4 Mayıs 2017

Buzdolabının Yanına En Çok Yakışan Derin Dondurucu

Derin dondurucunun buzdolabının yanında durması gerektiğine inananlardanım. Hem pratik oluyor hem de birinden çıkardığını diğerine koyabiliyorsun. İşin estetik tarafı da var, dik ve dikdörtgen bir buzdolabının yanına, aynı şekle sahip bir derin dondurucu gerekiyor! Uğur Soğutma’nın UED 5170 DT A++ isimli modelini bu nedenle beğendim: Aynı bir buzdolabına benziyor.


Tek kapılı bir buzdolabı düşünün, UED 5170 DT A++ görünüm olarak buna benziyor. İçinde 5 tane şeffaf plastikten sepet var. Bu tasarım oldukça kullanışlı, çünkü içine koyduğunuz besinler daha derli toplu duruyor. Sepetler şeffaf olduğu için, dışarıdan baktığınızda bile içinde ne olduğunu görebiliyorsunuz. Dış kapağı rahatça açılıyor, bazı buzdolaplarında olduğu gibi kapakla güreşmeniz gerekmiyor! Buna rağmen mükemmel bir yalıtımı var. O kadar ki, elektrik kesilse bile derin dondurucu içindekiler 15 saat boyunca çözülmeden durabiliyor. Sık sık elektrik kesilen bir yerde yaşıyorsanız, en çok bu özelliğini beğeneceksiniz.


İçi oldukça geniş. Kullanma kılavuzuna göre, 170 litre iç hacmi var. Büyük boy bir buzdolabının neredeyse yarısı kadar geniş yani. Bir derin dondurucuya göre, oldukça yüksek bir kapasite bu. Kalabalık aileler bile rahatlıkla kullanabilir. Isı kontrol sistemi mekanik ve kapağı açar açmaz ulaşabiliyorsunuz. Ağırlığı ise yalnızca 46 kg. Kendi başınıza bile rahatça bir köşeden diğerine taşıyabilirsiniz. A++ enerji sınıfına ait, yani elektrikten tasarruf edebiliyor, hiç kapatmadan kullanabiliyorsunuz. Açıkçası dikey derin dondurucu istiyorsanız, UED 5170 DTK A++’ın ilk tercihlerinizden biri olmalı. 12 taksitle satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a adresini kullanabilirsiniz.   

Bir boomads advertorial içeriğidir.
DEVAMINI OKU
Blogger tarafından desteklenmektedir.