20 Ağustos 2016

HAFTANIN BLOGU: İYİ Kİ DOĞDUN!!!!

happy birthday
iyi ki doğdun... iyi ki doğdun... mutlu yıllar sana!...

happy birthday
iyi ki doğdun... iyi ki doğdun... mutlu yıllar sana!...

Hepimizin ablası, annesi, dostu yer yer çılgın kankası...
Yaşı yok ablamın! Siz hangi yaşı istiyorsanız söyleyin yeter! Hani sanmayın ki diğer yaşları farklı! Her hali, her yazısı, her fikri, her davranışı sevilesi!!!

Tanımadan sevilenler kervanına capcanlı taptatlı bir örnek!

O kocaman yüreğinde sevdiklerine koskocaman bir yer ayırır, öyle ki çıkarmaz kolay kolay. Sevdikleri dediysem ille bir şey yapmanız gerekmez. İnsan sarrafı ablam bazen sadece bir yazınızdan sever sizi, bir cümlenizden, klavye üzerinde de olsa anladığı gülüşünüzden...

Kelimelerle dans eder o, 'bu benim konuştuğum dil mi' dersiniz. Ne kadar kompleks cümle kursa da o kadar yalındır işleyişi... Sadece alır sizi. 
Kimi yazısını hızlı bir kahve eşliğinde, kimi yazısınıysa uzun bir koltuk keyfinde okumalısınız. 

Ne desem bilmiyorum ki. Zor anlatmak, bilenler anladı, bilmeyenler merak etti belki... Bir uğrayın derim sadece. Bu güzel yürekle tanışın. Yüreğinizin bir parçasına dokunsun. O yazıların tadını çıkarmaya vaktiniz yoksa bile bir selam edin, o da yeter günlük keyfe...
pastamızı da keselim...

İYİ Kİ DOĞDUN ABLACIM! 
NİCE NİCE GÜLÜMSEMELİ, KELİMELERİN MUTLULUĞU YÜREĞİNİ SARAN, duygularının gıdaları hiç bitmeyen, seni anlayan dostlarına sandalye ayırdığın, geçmişi sadece gülümseyerek hatırladığın, her gününe daha büyük şükrettiğin yılların olsun! 

Herkes adına yazabilirim:
SENİ ÇOK SEVİYORUZ :) 

Benden kocaman öpücükler!

Bu yazıyı deniz otobüsünde giderken yazıyorum... Bir yandan sağa sola sallanırken bir yandan bu minik tuşlara yön vererek :D Güzel resim ekleyemezsem affet... 


Not: Ece ablacım, ben dışarılarda olduğumdan ruh ikizime 'yazıya renk katar mısın' dedim. Bu mükemmel tasarım ve linkler onun sayesinde :) Ne güzel resimler bulmuş değil mi? Yapar o hep en güzelini :)
DEVAMINI OKU

4 Ağustos 2016

FIRINDA MARSHMALLOW VE ÇİKOLATA TARİFİ (BEBEKLER İÇİN UYGUN DEĞİL)

Marshmallow Tatlısı
Fırında Marshmallow ve Çikolata
Bu tarif bebeklere uygun değil, çocuklardan da uzak tutulmalı bence...
Oğlumsuz bir günüm olmasaydı bizim mutfağa da girmezdi kesinlikle.
Fakat hem onu çok özlediğimden, hem de şu sıralar içinde bulunduğum(uz) ruh hali yüzünden böyle bir işe giriştim itiraf ediyorum.

Aklımı ilk kim mi çeldi? 
Gözde komşum... Kızacaksanız ona kızın, adresi şurada

Kendisinin de dediği gibi "tatlı krizine basit çözüm". 

Tarif genelde damla çikolatayla yapılıyor ama damla çikolatayla aram hiç iyi olmadı. Çikolata alacaksam hep sevdiklerimden alıp onu kullandım tariflerde. Bunda da aynısını yaptım (Gözde de aynısını yapmış).

FIRINDA MARSHMALLOW VE ÇİKOLATA TARİFİ

MALZEMELER:
Çikolata
Marshmallow
Bisküvi
(miktarları zevkinize ve kaba göre ayarlayın)

YAPILIŞI:
Çikolataları mümkün olduğunca küçük parçalara ayırın.
Fırına dayanıklı bir kabın en altına düzgünce yayın.
Ben fıstıklı bitter çikolata ve sütlü madlen çikolata kullandım. Fıstık da harika oldu.

Fırında Marshmallow ve Çikolata
Marshmallowları ister bütün, isterseniz ikiye keserek üzerine güzelce dizin. Ben ağır geleceğini düşünerek ikiye kesmiştim ve bu sebeple -fotoğrafta gördüğünüz gibi- biraz çikolataya buladım onları. Ancak hem bölmek zor, hem de bu şekilde az geldi. Bir daha yaparsam bütün koyacağım. 
Fırında Marshmallow ve Çikolata

150-175 derece arasında ısıttığınız fırında 10 dakika bekletin. Üzerinin kızardığından emin olun.
Fırında Marshmallow Nasıl Yapılır
Fırında Marshmallow ve Çikolata

Sonra bisküvinizi alıp bandırarak bu iki güzelliğin bisküviniz üzerinde karışmasını izleyin.

Çocuklara göstermeyin ;)


AFİYET OLSUN! 
DEVAMINI OKU

27 Temmuz 2016

SİZ HEP UMUDUMUZ OLUN...

TEMA Vakfı - Kavacık
Rengimiz olsun tüm çocuklar...

Sen bunları görme oğlum...
Senin en büyük derdin yine o büyük oyuncak kamyon olsun.
Çamaşır makinesini izle,
Denizin sularına güvenme...

Sen bunları görme oğlum...
Senin en büyük derdin uykunun gelmesi olsun,
Hala hazırlanmayan biberonun,
İstediğinde orada olmayan suyun olsun...

Sen bunları görme oğlum,
Senin en büyük derdin kafana su değmesi olsun.
Saatlerce inşaat izlemek,
Masada duran karpuza uzanamamak olsun.

Sen bunları duyma oğlum...
Senin en büyük sesin aniden çalışan bir araba olsun,
Beklenmeden çalan bir kapı zili,
Senden habersiz izlenen televizyonun yankısı olsun.

Sen bunları yaşama oğlum...
En büyük derdin büyümek olsun...
En koyu rengin gri olsun.

Kötüleri içeri sokma oğlum,
Kalbinde hep sevenlerin olsun.
Yabancılardan kork, yükseğe çıkma, tümsekle nasıl baş edeceğini düşün.

Sen bunları hiç hissetme oğlum,
Haberleri hiç izleme,
İnsanların bu yüzünü görme oğlum!
Senin tanıdığın tek kötü insan, oyuncağını alan arkadaşın olsun.

Sen hep sevil oğlum,
Bizim yerimizi hep sevenlerle doldur,
Kaşlarını çatma, güvensiz bakma.
Sen hep umudumuz ol,
Senin yüreğin hep temiz olsun oğlum!


27.07.2016
DEVAMINI OKU

12 Temmuz 2016

BUĞDAY KAVURGASI TARİFİ (BEBEK İÇİN +24 AY)


kavurga tarif
BUĞDAY KAVURGASI
Kavurgayı hepimiz biliriz. Oldukça pratik ve lezzetli bir çerez.


Sanırım en yaygın bilinen ve satılan mısır, ancak kavurga çeşitleri oldukça fazlaymış. 
Çorba yapmak için buğday ıslattığımda bir kısmıyla da kavurga denemek istedim.

Kimler hatırlıyor külahta aldığımız kuru yemişleri? Yaşım ortaya çıkacak maalesef fakat buna aldırmadan üşenmeyip bir külah yaptım kavurgayı koymak için. 

Yaparken de eski günlere gittim:
Küçük mahalle bakkallarına, çocukluğuma, çekirdek çuvalının yanında her daim olan hazır külah stoklarına... :) Hatırlayanlar için de küçük bir yolculuk olacak eminim.  

İsminin kavurmaktan geldiği kavurga için bakınız wikipedia ne diyor:
"Yıkanmış tahılın yanmaz bir tava ya da sac üzerinde kavrulması ile yapılır. Özellikle tok tutması, protein yönünden yüksek olması nedeniyle kışın sert geçtiği iç bölgelerde çok tercih edilir. Türkler'in Anadolu'ya göç ederken getirdikleri bir yiyecek kültürüdür. Hazmı kolay olmasının yanında vücut üzerinde anlık yorgunlukları engellediği ve vücudu soğuktan koruduğu için günümüzde de hâlâ popülaritesini korumaktadır."

BUĞDAY KAVURGASI TARİFİ

MALZEMELER:

Buğday 


TARİFİ:
  • Buğdayları yıkadıktan sonra şişmesi için birkaç saat suda bekletin. 
  • Suyunu süzün
  • Yapışmayan bir tavada renkleri kahverengi olana kadar karıştırarak kavurun. 



Sonrasında çerez niyetine kıtır kıtır yiyorsunuz.

Yaklaşık 15-20 dakika sürebiliyor tam istenen renge gelmesi, ancak zevkinize göre daha az veya çok tutabilirsiniz.
Normalde yağsız yapılıyor ancak ben biraz zeytinyağı koydum. 
İsterseniz kavururken baharat da ekleyebilirsiniz.

Biraz sert, tadı patlamış mısırı andırıyor.

Bebek için +24 ay dedim ancak sertliğini lütfen kontrol edin ve yerken siz muhakkak yanında olun. 

Afiyet olsun.
DEVAMINI OKU

5 Temmuz 2016

BEKLER MİSİNİZ BENİ?

Bayram!
Coşkulu, sevgili, saygılı bir arada olunması gereken güzel günler...
Nerede o eski bayramlar klişesi değerini hiç kaybetmeyecek! Çünkü eskiden bayram birliktelik ve ziyaret demekti, şimdi ise tatil planları...
Bayramın keyfini hep çocuklar çıkarmıştır. Birlikte olmak hep onlara güzel... Malum evdeki hanımları beş dakika oturur vaziyette göremezsiniz :) 
Aslında bayram yazısı yazmayacaktım ama kelimeler dökülüyor :)
Ben diyecektim ki, biliyorsunuz bir süredir elimden geldiğince ziyaret etmeye, taslaklardan yazı yayımlamaya çalışsam da bir yoğunluktur gidiyor. 
Blog listesine bakayım desem bir gün öncesine bile gidemiyorum. 
Blogumdaki güzel yorumlarınıza bloglarınızda cevap vermeye çalışıyorum :) Süreyi çok iyi kullanıyorum o kesin :)
2 hafta süresince benim minnakla 7/24 birlikte olacağız. Merih hocamın dediği gibi benim için sadece o olacak. 
Çünkü minnakımla ilk kez sadece çekirdek aile olarak 2 hafta geçireceğiz. 
Bunun 5 günü de bir tatil ayarladık, orada internet sıkıntı olabilir emin değilim henüz. 
O yüzden buraları özleyeceğim...
Fırsat buldukça yayınlarınızı okuyorum, bazılarına yorum bırakabilsem de bazılarında ufaklık telefonu elimden alıyor :) 

Tahminimce -internet sıkıntım olmazsa- sosyal medyada ara ara fotoğraf paylaşabilirim. 

Birkaç taslak yayınım var belki onları yayımlarım güzel olur. 

Eğer planlarda bir aksilik olmazsa 2 hafta sonra bomba gibi bir dönüş planlıyorum :D Yine 'robot değilim', 'hayır robot değilim' diye diye dağ taş bayır çiçek resimlerini seçip yorum canavarı olmaya niyetliyim :) 

SAĞLIKLI, HUZURLU, keyifli, bol gülücüklü, her tarafta sevdikleriniz dolu, cepler harçlıklı, tencereler fokurdak, hep keyifle anacağınız, hiç bitmesin diyeceğiniz, telefonların susmadığı, kapıya yetişemediğiniz, postacıya 'yeter artık gelme' dediğiniz nice bayramlarınız olsun :D

Hepinizi özleyeceğim, beni özleyin ;)
DEVAMINI OKU

1 Temmuz 2016

HAFTANIN BLOGU: GENÇ VE BAŞARILI...

HAFTANIN BLOGU
Haftanın Blogu etkinliğine başlarken hissettiğim heyecanı hala yaşıyorum, hiç azalmadı! Aynı heyecanla, aynı hevesle, aynı merakla yazıyorum. Yorumları ise dört gözle bekliyorum. Özellikle seçtiğim blogun gelmesini :) 

Vakitsizliğim dillere destan, artık sağır sultan bile duydu uykuya ve zamana hasret olduğumu. Haftanın blogunu seçerken de o kadar kontrol ediyorum, özeniyorum ki anlatamam. Diğer yayınlarıma ayırdığım zaman hiç kalır.

Normal yayınlarım da azalmışken ve yorumlara bile dönemiyorken etkinlik biraz aksadı haliyle...
Bekleyen mimlerimse cabası ;) 
Ama hepsini mutlaka yapacağım! Sadece zamana ihtiyacım var ;) 

Bu kadar giriş yeter sanırım. 

Etkinliğe daha önce katılmamış, etkinliği duymamış olanlar varsa şu yayınımdan detayına bakabilirler. 
Sevgili ruh ikizim Fenom'un Google Plus topluluğunda da ayrıca bir 'haftanın blogu' kategorisi mevcut, lütfen seçerseniz orada da paylaşın ;) Seçmeseniz bile gelin çok güzel bir topluluk, herkes orada...

Bu hafta seçtiğim arkadaşımı bir süredir seçmek istiyorum. Kendisi aramıza yeni katıldı aslında.  

Nasıl anlatsam bilemiyorum, en korktuğum yayınlardan biri olacak sanırım. 
Bir yazara kendi kitabınızı okutmak, bir modacıya defile sunmak, bir sanatçının resmini yapmak gibi korkum. Bunun en büyük sebebi Türkçeyi çok güzel kullanması. Her yazısını okuduğumda aldığım o keyfi anlatamam. Hayır, imla hatası yok! Kelimeler o kadar düzgün yerleştirilmiş ki... Hayran olmamak elde değil. Benim imla takıntım var kesinlikle. Fakat hata da yapmıyor değilim. Onda bulamıyorum :)

Bloga girdiğiniz andan itibaren renkli bir sadelik alıyor sizi. Tasarımı çok şık. 

Sonrasında o düzgün Türkçe... Her yayınının altına yazmak istiyorum bunu, sanırım yazıyorum da :)
Aldığım o keyfi anlatmam çok zor çünkü. 

Hem kullandığı font, hem diziliş, hem içerik, hem anlatım, hem düzen... Bence tek kelimeyle mükemmel. 

Fenom'un blogunda da hep aynı beğeniyi hissetmişimdir: kelimeler ve fotoğraflar bu kadar güzel düzenlenebilir... Benim gibi takıntılı bir ruh ikizinden sonra ufak tefek bağlaç hatalarını da yok etti, şimdi diyecek söz yok :) 
(Fenomsuz yayın yapamıyorum, olmuyor evet :D)

Haftanın bloguna dönelim. 

Blogunun isminden de anlaşılacağı üzere film ve kitap yorumları favorim: 


Kendisi hem çok kibar, hem de yaşından beklenmeyecek kadar olgun. 

Ben onu birebir tanımadığım halde: sakin, vefalı, sözüne sadık, daimi dost, güven veren, mantıklı, ayağı yere sağlam basan, sevdi mi tam seven biri olduğunu düşünüyorum :) 
Bakalım kendisi onaylayacak mı? 
BAKALIM KİMMİŞ SERHAT OCAK?
Kendisi güzel bir mim ile de anlattı, okumak isterseniz şurada: Kimdir Bu Serhat?

Blog konusunda da çok vefalı, herhangi bir yorumu veya paylaşımı unutmuyor. Kendi hesaplarında da başka blogları paylaşmayı hiç aksatmıyor. 

Aslında bloguna baktığınızda ve rastgele bir yayın okuduğunuzda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Onu hemen seveceksiniz eminim :)

Headerı da kendi tasarlamış ve bunu bize şu yayınıyla anlattı. Kullandığı sarı tonu çok sevdim :) 

HAYVAN ÇİFTLİĞİ KİTAP YORUMU İÇİN TIKLAYIN
12 KIZGIN ADAM YORUMU İÇİN TIKLAYIN 

Diyorum ki Serhat :) İyi ki aramıza katılmışsın, iyi ki bu güzel ve kaliteli blogu açmışsın. Lütfen yazmaya devam et. Benim gözümde ilk yayınından itibaren profesyonelsin! İyi ki yazıyorsun, gözümün pasını siliyorsun :) 

Yolun açık olsun! 


Not: Yayında yazım hatası görürsen hemen söyle düzelteyim :D

Ve misafirlerin için blogunda bir 'hoşgeldin' yazısı hazırlarsan çok mutlu oluruz ;) Sevgili Tigris'in güzel fikri ;)

---------------
Bayram sebebiyle yayın aralarım yine uzayabilir, kendisini bir haftadan uzun süre misafir edeceğim ;)

Güzeller güzeli yorumlarınız için çok teşekkür ederim, dönüşüm biraz gecikti ama hepsine doya doya döneceğim!

HERKESE HAYIRLI CUMALAR, HAYIRLI KANDİLLER VE şimdiden RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN!
DEVAMINI OKU

30 Haziran 2016

MİM MİRİM MİM: SİZİN ŞEHRİNİZ

TEMA VAKFI - KAVACIK
Sevgili Tigris beni mimleyeli uzun zaman oldu. 
Ancak beni biliyorsunuz artık, mimlerim biraz geriden geliyor :) Bir mim listem var, hangi güzel insan mimlerse hemen not alıyorum ki unutmayım. Mimlenmek, akla gelmek, sizin düşüncenizin merak edilmesi harika bir duygu! 
Hatta hatta geç cevaplayacağımı bile bile...
Bir kez daha, Tigris'in güzel mimi dahil, herhangi bir mimde beni mimleyen herkese teşekkür ediyorum. 

Gelelim mime, sevgili Tigris dedi ki "Haydi yaşadığınız şehri anlatın bize, hem nerede yaşadığınızı bilelim hem de sizin gözünüzden görelim." Çok da güzel düşündü ve kendisi güzel şehri Eskişehir'i burada anlattı. Bir de onun gözünden görün.

Ben de çoğu insan gibi "İstanbul"da yaşıyorum. İstanbul yazıp çizmeyle bitecek bir şehir değil biliyorsunuz. Herkes ayrı görür, ayrı yaşar, ayrı güzelliğini sever, ayrı zorluklarına katlanır. 

İSTANBUL'UN VAPUR MARTILARI...

Benim şehrimi sevgili ruh ikizim Fenom çok güzel anlattı, hatta blogunda İstanbul gezilerinden yayınları da var şuradan göz atabilirsiniz. 

Ben size güncel olaylar sonrasında İstanbul'u anlatmak istiyorum. Son senelerde yaşananlardan sonra şehirle aramdaki soğukluğu...

İçimden geldiği gibi yazacağım izninizle...

Daha yeni, en güvenli dediğimiz yerde neler yaşandı... 

İstanbul gittikçe daha korkutan bir şehir haline geldi. 

Ben artık İstanbul'da yaşamaktan korkuyorum. Kendim için, çocuğum için, tüm çocuklar ve gençler için...
Her gün dua ediyoruz, her gün sabır diliyoruz. 

Ne kalabalığa girebiliyoruz ne rahat rahat dışarı çıkabiliyoruz. 

İnsanların çeşitliliğinden doğan renk ve güzellik yerini yavaş yavaş korku ve başkalaşıma bıraktı... İnsanlar bu çeşitliliği istemedi, kendi çeşidi dışındakilere düşmanı gözüyle bakmaya başladı. 

Ben Ankara'da doğdum büyüdüm. Açıkçası İstanbul'a gelene kadar insanların dil, din, ırk konularında farklı olabileceğini hiç düşünmedim... Hala düşünmüyorum, sadece bu etiketlerin gün yüzüne çıktığını üzüntüyle seyrediyorum.

İSTANBUL VAPURU 
  
İstanbul zor bir şehir. Yaşaması, doyması, gezmesi, görüşmesi... 
Tüm güzelliklerin toplandığı ama tüm güzelliklere erişemediğiniz. 
En az 3 şehre bölünmesi gereken küçük ama dopdolu bir şehir. İki ayrı yaka zaten kesinlikle ayrı şehirler olmalı...

İSTANBUL VAPUR MANZARASI
Peki neden geldim İstanbul'a? İstanbul'a gelmeyi üniversite zamanımda istemeye başladım. Elimi neye atsam "merkezimiz İstanbul'da", "İstanbul ile görüşmek gerekiyor", "o işler İstanbul'da oluyor" sorularını duya duya "madem her şey İstanbul'da, ben de oraya giderim... Dedim ve üniversite bittikten bir sene sonra kendimi İstanbul'da buldum. 

DENİZ... Masmavi, yemyeşil, çok güzel! Deniz şehri: sıcak, renkli, cıvıl cıvıl... 
Yaşayan şehir: Kapanma saati yok, her an her saat kalabalık, coşku, trafik...
Bu şehir uyumuyor! Evet uyumuyor.
Her şehir uyur, İstanbul uyumuyor, İstanbul'da sadece siz uyuyorsunuz (ben değil tabi ki ben uykusuzum malum :)).
Kendi semtinizde olmadığı sürece birileriyle görüşmeniz çok zor. Merkezlere adım atmak başarı istiyor. Bir taraftan diğer tarafa erişemiyorsunuz. Beş dakikalık yolu 1 saatte gidebilirseniz şanslısınız. 
Çantanızı kollayın, kendinize sahip çıkın, karşıdan karşıya geçerken dikkat edin, çocuklarınızın elini sakın bırakmayın!!!! 

İSTANBUL! 

Her güzellik gibi sen de zorsun İstanbul... 

Ben, çocukların nereye gittiğini düşünmediğim, komşumun da benim çocuğumu sahiplendiği, evden çıkıp yürüdüğümde istediğim herkese ve her yere ulaşabildiğim, çıkarların gün yüzüne çıkmadığı, insanların para ve rant kaygısının minimum olduğu, gülümsemelerin samimi, yemeklerin paylaşımlı, çocukların toprakla oynadığı bir yerde yaşamak istiyorum...

Peki İstanbul çok mu kötü?
Tabii ki hayır! Bu kadar insan yanılıyor olamaz değil mi? 

İstanbul çok güzel! 
Uçsuz bucaksız tarihi, 
Her adımda kokladığınız anılar, 
Mükemmel bir deniz, harika bir boğaz manzarası, 
Cıvıl cıvıl sesler, 
Rengarenk insanlar, 
Bitmeyen kahkahalar, 
Her sokakta etkinlik, 
Her semtte bir sürü iş imkanı, 
İstediğiniz tüm eğitim kurumları, 
Dünyaya açılan kapı.... 


ÇOK GÜZELSİN İSTANBUL!


BÜYÜK ADA
Lütfen güzelliğini insanların ruhuna işle, 
Lütfen bu rengarenk görüntünü yüreklere dağıt ve yok et karanlığı, 
Lütfen izin verme seni bozmalarına, 
Lütfen diren bunu çok isteyenlerin inadına...


ÇOK GÜZELSİN İSTANBUL! ÇOK GÜZEL! 
HER ŞEYE İNAT!...
DEVAMINI OKU
Powered by Blogger.